Değerli olan herşey en güzeline değer
Cinsi bozuk atın sırtına vuramazsın eyer
Huzursuzsuk olur günlerin sabahına
Güneş vaktinden önce doğarsa eğer
Gölgede durdum,göğü seyre durdum
Kötü düşünceleri asıp,güzele duruldum
Geçmişin kirine, insanın pasına
Kendimi yasa verip,geleceğe vuruldum...
Bir güzellik kapladı içimi yekten
Güllerin hatrına sevdim birçok diken
Ne hoş rahiyadır öyle sardı etrafı
Topraktan gökyüzüne açmışım yelken
Vicdanını astığın dar ağacında insanlığının ölümünü göz göre göre gerçekleştirmen sana ne kazandıracaktı ?
Ya sandığın gibi değilse hayat ve insanlar, o zaman şartları değiştirmek için elinden geleni yapar mıydın ?
Kaç insanlığa sığdırdın günahtan kararmış kirli sayfalarını ?
Kaç kitaba sığdırdın merhametten yoksun yazılarını ?
Kaç cümleye peşkeş çektin nokta konulması gereken yerlere,virgülden yoksun kalmış güzelliklere ?
Kaç kere insan oldun başkalarından bahsedebilme lütfuna gelmek için ?
Kaç kere katlanacaksın, sonucuna sebep olduğun yarım kalmış konulara ?
Daha kaç kere öleceksin,ölen vicdanını diri tutmak için ?
Hayat bazen bir tutam tuz gibi dilini yakar,acı biber gibi içini...
Bir dilim limon gibi yüzünü ekşitir,şeker gibi de mutluluğunu tatlandırır...
Hayat bazen bir insandan ibarettir bazen bir hiçten,bazen de insan bir hiçten...
Ya yol almasını bilmemişiz ya da yol vermesini.
Ya da yanlış kişiyle yola çıkmışız...
Aç kaldık yol boyunca,kalbimizi ovuşturarak.
Yorgun düştük sonunda..
Şimdi tok olanlara soruyorum;
Sahi sizin azığınız neydi ?
Bilmediğim diyarlarda sürgün bu gönül
Ahuzarda kalmış cümlelerle
Yarınlarda kalmış dünler
Bir dem yandıkça yanar
Karanlığın umudu sarmış günleri
Sayısız yıldızlarda parlayan gözlerle
Dünlerde kalmış hayaller
Ruhumu sardıkça sarar
Gecenin soğuk yüzü tebessüm halinde
Yaşamın can yakan manidarsızlığı
Yüzümün kuytu köşesinde dinlenmekte
Bedenime estikçe eser
Hoyrat cümlelerin yaveri değilim
Sana olan bu sevdamdandır sitemim
Düze inmez,huzur vermez ki kaderim
Sana değil,bu sevdamadır sitemim
Gönlüm ahuzarda,sen garip müstehzi
Sana olan gururumadır sitemim
Kuru dal açmaz,bırak artık yeşili
Yeşile değil,toprağadır sitemim
Sıra dağların sırra erme vaktidir
Dağlara değil,Ferhatadır sitemim
Çöllerin tozu değmiş gönlüm eritir
Seraba değil,Mecnunadır sitemim
Sırra kademin kapısı var ezelden
Ezele değil,ebededir sitemim
Bin mihraba çıksada aşkın yürekten
Aşka değil,yüreğinedir sitemim
Hayaller ötesinde lâl olmuş her şey
Dilsizim, nefessizim, körüm
Yana yakıla gel yâr
Bir nefes saniyesinde tüten kokunu yıllandırdım
Her gece aşk sarhoşu olup
Rüyaların koynunda uyuttum sensizliği
Kalkmaya ramak kala tekrar tekrar uyuttum kendimi
Ahh
Ne güzelmiş uyumak
Beri gel yâr
Otağım bir söz üzerine kurulu
Gelsen esersin, gitsen ezersin
İştiyakım sana, münacatım Allah'a
Hasbelkader yaşıyorum hayatı
Dinlemiyorum Arif Amcayı
Görmüyorum Behçet Dayıyı
Karşı komşuyu
Pazardan elma toplayan Ayşe Teyzeyi
Sıradanlığın sırası geçti artık
Herkes kendi sırrına erme derdinde
Kimse eskide eskimiyor ki her şey sır olsun
Sırrın bende yâr, içimde
Nasıl tutuyorum bir bilsen
Ahh
Beri gel yâr
Otağım bir sevda üzerine kurulu
Tahtın kalbim, tacın sevdam
Vereceğim canımdır sana
Otağına kurul yâr
Can da sen canan da
Son Köşe Yazıları
İyilik, sadece ahlaki bir erdem değil; aynı zamanda fiziksel bir yasaya benzer şekilde işleyen, görünmez ama hissed...
(13 Mart 2026 20:34:31)
Hüzün bastı gönlümü bu son günlerdeYangın yeri yüreğim yanıyor ha yanıyor Hayalim yarında dertler dünlerd...
(13 Mart 2026 12:48:39)
DEPRESYON DÖNÜŞÜMÜDepresyon olgusunun temelinde biyolojik, fizyolojik, nörolojik faktörler vardır. Eğer bir insan kendin...
(13 Mart 2026 12:16:12)
12 Mart 1918 Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurtuluşu 12 Mart 1918den 2026 ya108.ci yılı ve Çanakkale deniz Zafer Haf...
(12 Mart 2026 15:22:04)
Kanun maddesnde yazıyor mu buSevenlerin ayrılması kanun mu Bu ayrılık söyle neyin korkusu Seven...
(12 Mart 2026 01:00:37)