logo
Yükleniyor...
logo
add image
4 Mart Cinsel İstismar ile Mücadele Günü kapsamında, Tüm illerimizde ortak yayınladığımız basın bildirgemizdir

4 Mart Cinsel İstismar ile Mücadele Günü kapsamında, Tüm illerimizde ortak yayınladığımız basın bildirgemizdir


3 Mart 2026 23:22    Haber mehmet mustafa doğan    52 okunma

Yalova İl Kadın Aile Politikaları Başkanlığı
İlknur Kendir

İHMAL DEĞİL, KORUMA; SESSİZLİK DEĞİL, SORUMLULUK
04 Mart Cinsel İstismarla Mücadele Günü, yalnızca bir farkındalık günü değil; devletin ve
toplumun en temel sorumluluğunu hatırlama günüdür. Çünkü cinsel istismar; yaşı, cinsiyeti,
engel durumu ya da sosyal konumu ne olursa olsun her bireyi hedef alabilen ağır bir insan
hakları ihlalidir. Ancak kabul etmek gerekir ki kadınlar ve çocuklar bu korkunç suç karşısında
çok daha savunmasız ve sessizdir.
Türkiye’de son yıllarda kamuoyuna yansıyan olaylar, sorunun münferit olmadığını açıkça
göstermektedir. Eğitim kurumlarında, bakım ve barınma merkezlerinde, çeşitli kurs ve sosyal
alanlarda, aile içinde ve kamusal mekânlarda yaşanan vakalar; denetim eksikliği, koruyucu
mekanizmaların yetersizliği ve caydırıcılık sorunu bulunduğunu ortaya koymaktadır. Kadınlara
yönelik cinsel saldırılar, çocuklara yönelik istismar vakaları, engelli bireylerin bakım
süreçlerinde maruz kaldığı kötü muamele ve istismar iddiaları ile bakım evlerinde yaşlılara
yönelik ihmal ve istismar örnekleri; toplumsal güven duygusunu zedeleyen ağır tablolardır.
Bu tablo içinde en ağır bedeli çoğu zaman çocuklar ödemektedir. Ve elimizdeki resmî veriler
durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır:
2024 yılında günde ortalama 18 dava mahkemeye taşınmış; yıl içinde toplam 18.884 dosya
görülmüştür. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi kapsamındaki dosyalar son 11 yılda %84
oranında artmıştır. Son 10 yılda TÜİK verilerine göre 250.000’den fazla çocuk cinsel istismara
maruz kalmıştır.
Bu rakamlar yalnızca kayıtlara geçen vakalardır. Buzdağının görünmeyen kısmında ise
özellikle aile içi cinsel istismar (ensest) ile korku, baskı ve tehdit nedeniyle sessiz kalmak
zorunda bırakılan binlerce çocuk bulunmaktadır.
Benzer şekilde, ekonomik bağımlılık veya toplumsal baskı nedeniyle şikâyetçi olamayan
kadınlar; fiziksel ve zihinsel engelleri nedeniyle kendini ifade etmekte zorlanan engelli bireyler;
bakım veren kişilere bağımlı yaşayan yaşlılar da çoğu zaman görünmeyen mağdurlar hâline
gelmektedir.
İktidarın uzun yıllardır izlediği politikalar, bu sorunu önleyici ve bütüncül bir yaklaşımla ele
almaktan uzaktır. Koruyucu sosyal hizmet ağı yeterince güçlendirilmemiştir. Okullarda, bakım
merkezlerinde ve sosyal hizmet kurumlarında uzman personel eksikliği giderilememiştir. Çocuk 1
KADIN ve AİLE POLİTİKALARI BAŞKANLIĞI
izlem merkezleri ve adli destek mekanizmaları ülke genelinde yaygın ve erişilebilir değildir.
Engelli bireyler ve yaşlılar için bağımsız denetim sistemleri etkin biçimde işletilmemektedir.
Yargı süreçlerinin uzunluğu ve bazı davalarda oluşan cezasızlık algısı ise caydırıcılığı
zayıflatmaktadır.
Derinleşen yoksulluk, sosyal destek mekanizmalarındaki yetersizlik ve erkek-kadın eşitsizliği,
istismarı besleyen risk alanlarını genişletmektedir. Çocuk yaşta evliliklerle mücadelede net ve
tavizsiz bir uygulama ortaya konulamaması da savunmasız bireyleri koruma konusundaki
zafiyeti gözler önüne sermektedir. Verilerin düzenli ve ayrıntılı biçimde kamuoyuyla
paylaşılmaması ise sorunun gerçek boyutunun anlaşılmasını güçleştirmektedir.
İYİ Parti olarak, cinsel istismarla mücadelenin yalnızca cezai yaptırımlarla sınırlı
olamayacağını vurguluyoruz. Öncelikle risk oluşmadan önce koruyucu ve önleyici politikalar
güçlendirilmelidir. Ulusal ölçekte, şeffaf ve denetlenebilir bir mücadele stratejisi oluşturulmalı;
çocuklar, kadınlar, engelliler ve yaşlılar için özel koruma programları geliştirilmelidir. Okullara,
bakım kurumlarına ve sosyal hizmet birimlerine yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal
hizmet uzmanı atanmalıdır. Çocuk izlem merkezleri güçlendirilmeli; engelli ve yaşlı bakım
kurumları bağımsız ve düzenli denetime tabi tutulmalıdır. Cinsel suçlarda uzmanlaşmış
mahkemeler yaygınlaştırılmalı, yargı süreçleri hızlandırılmalı ve caydırıcılık tavizsiz
uygulanmalıdır. Mağdurlara ücretsiz psikolojik ve hukuki destek kesintisiz sağlanmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca suç işlendikten sonra cezalandırmak değil; suçu mümkün kılan
boşlukları ortadan kaldırmaktır. Devletin en temel görevi, kendini koruyamayanı korumaktır. Bu
görev ertelenemez, görmezden gelinemez, siyasi hesaplara kurban edilemez.
Bugün açıkça söylüyoruz:
Rakamların bu kadar büyüdüğü bir ülkede “münferit” savunması yapılamaz.
En savunmasızını koruyamayan bir sistem güçlü değildir.
Kevser OFLUOĞLU
İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sor. Genel Bşk.Yrd



Yorum Yap

Tüm Köşe Yazarları

ALİ DUYSAK
Nankörlük İhanettir
Atiye Danış
Ülkemize İkinci Sınıf Gıda Yakışmaz
AYFER KILIÇ
Azap Melekleri ve Günahkar Genç
Ayfer Turan
İNSANOĞLU
DİLEM YASAK
Ayakkabının Çamuru
Emel Topal
NE SÖYLESEM
FERDA NAYMAN
ÖLÜM NEREDESİN SEN
Mehmet Mustafa Dogan
SAĞLIKLI YAŞAM SIRLARI
Murat OKUDUCU
İyiliği Anlat, İyiliği Yay...
MUSTAFA ŞAYIK
KOPYA MEDENİYET OLMAZ
Neval Kütük
Dünyaca Ünlü Yazar Akif Manaf’a Doğayla Barış Ödülü
RAMAZAN GÜÇLÜ
HAZIR OL CENGE, İSTERSEN SULH-U SALAH
Tandoğu Yazıcı
Taksitlerin Vücuttan Atılması
alt alan
alt alan
Yukarı