logo
Yükleniyor...
logo
add image

Osmanlı torunuyum Başkan Eyyüp Özbek
Haber mehmet mustafa doğan | 22.02.2026 21:50

Osmanlı torunuyum Başkan Eyyüp Özbek

Başkan Eyyüp ÖzbekOsmanlı torunu olmak, zengin bir tarihî ve kültürel mirasa sahip olmak demektir. Bu miras, ataların başarıları, kültürel z...


add image
Osmanlı torunuyum Başkan Eyyüp Özbek
22.02.2026 21:50

Osmanlı torunuyum Başkan Eyyüp Özbek

Başkan Eyyüp ÖzbekOsmanlı torunu olmak, zengin bir tarihî ve kültürel mirasa sahip olmak demektir. Bu miras, ataların başarıları, kültürel zenginlikler ve tarihî derinliklerle doludur. Osmanlı İmparatorluğu'nun torunları, bu mirası yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktadır.Osmanlı torunu olmak gerçekten de büyük bir gurur kaynağı olabilir. Bu, tarihi bir imparatorluğun parçası olmak ve onun kültürel tarihî mirasını taşımak anlamına gelir. Bu miras ataların başarıları, sanat mimari ve edebiyat gibi alanlarda bıraktığı izlerle doludur. Osmanlı'nın torunları olduğumuzu'da unutmayalım.Ben Osmanlı torunu olmaktan gururduyuyorum.bizim davamızTek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.olarak bu yolda din, dil, ırk, renk, ayrımı yapmadan birlik ve beraberlik içinde canla başla mücadele etmektir."herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. sevgi saygılarımla diyereksözlerini tamamladı.Başkan Eyyüp Özbek.Haber Sibel Demirdis.

TÜRKİYE'NİN SEVİLEN KAREKTERİ USTA OYUNCU YALÇIN ÖZDEN DUA'YAŞAYACAKTIR
22.02.2026 15:17

TÜRKİYE'NİN SEVİLEN KAREKTERİ USTA OYUNCU YALÇIN ÖZDEN DUA'YAŞAYACAKTIR

Bazı insanlar vardır; sadece sahnede değil, hayatın tam ortasında da ışık saçarlar.Yalçın abim işte tam da böyle bir insan…Onu sevmek için uzun uzun tanımaya gerek yoktu. Bir bakışı, bir tebessümü, bir sözü yetiyordu insanın kalbine dokunmaya. Sahnedeki başarısı, kalemindeki ustalığı, oyunculuğundaki doğallığı elbette takdire şayandı; ama onu asıl büyük yapan sanatından önce insanlığıydı.O, sadece iyi bir komedyen değildi.Sadece iyi bir oyuncu değildi.Sadece iyi bir yazar da değildi.O; iyi bir yürek, iyi bir dost, iyi bir aile reisiydi.Ailesine olan bağlılığı, sevdiklerine duyduğu derin şefkati, dostlarına verdiği kıymet onun gerçek zenginliğiydi. Duygusal yapısı, hassas kalbi ve ince ruhu; onu tanıyan herkesin gönlünde ayrı bir yer açtı.Şimdi hastane odasında verilen bu mücadele, inanıyorum ki onun güçlü ruhuna yakışır bir sabır ve dirençle devam ediyor. Bizler burada, dualarımızla, iyi dileklerimizle onun yanındayız. Çünkü o, yıllarca yüzümüzü güldürdü; şimdi sıra bizde… Ona umut olmak, ona güç olmak bizim borcumuz.Yalçın abim,İnşallah en kısa zamanda aramıza döneceksin.Yine o sıcak gülüşünle, yine o içten sözlerinle…Dualarımız seninle.Kalbimiz seninle.Ve biz seni çok seviyoruz.HABER Burhan Akdag

YALÇIN ÖZDEN İÇİN KRİTİK 48 SAAT
22.02.2026 14:50

YALÇIN ÖZDEN İÇİN KRİTİK 48 SAAT

O akşam her şey ne kadar sıradanmış aslında…Yalçın abinin evinde sessiz bir huzur vardı. Günün yorgunluğu omuzlara çökmüş, herkes kendi köşesinde dinlenirken Yalçın Özden abim midesinin bulandığını söyledi. Ardından başındaki ağrıdan yakındı… Önce basit bir rahatsızlık sanıldı. “Biraz dinlenir, geçer” diye düşünüldü.Ama kader bazen en sakin anları seçer.Kızı Ahu’nun içini bir telaş kapladı. Hemen tansiyon aletini getirdi. Ekranda beliren rakam… 21.O an zaman durdu sanki. Bir evin içindeki huzur, yerini sessiz bir paniğe bıraktı. Ahu’nun elleri titreyerek ambulansı aradı. Bir evlat için en zor anlardan biridir; güçlü gördüğü babasının bir anda yardıma muhtaç hâle gelmesi…Ambulans sirenleri geceyi yararak geldi. Yalçın abim sedyeyle evden çıkarılırken gözlerimizde dualar vardı. Yol onu Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Hastane koridorlarının o soğuk, beyaz ışıkları altında herkesin kalbi aynı cümleyi fısıldıyordu:“Allah’ım, koru…”Gece ilerlerken Ahu ile konuştum. Sesindeki titrek ama güçlü duruşu unutamıyorum. “Babam güçlüdür, atlatacak” diyordu. Bir yandan endişesini saklamaya çalışıyor, bir yandan herkese metanet veriyordu. O an anladım; bazen evlatlar, anne babalarına güç olur.Yapılan tetkikler sonrası kelimeler ağırlaştı:Beyin kanaması.O an insanın içinden bir şey kopuyor. Güçlü sandığının da kırılgan olduğunu, hayatın bir nefes kadar ince bir çizgide yürüdüğünü anlıyorsun. Saatler süren kontrollerin ardından ameliyata alındı. Kapı kapandı. Bekleyiş başladı.Ameliyathane kapısının önünde geçen dakikalar, yıllar gibi uzar. Dualar dudaktan düşmez. Her telefon titreşiminde yürek ağza gelir. O gece umutla korku adeta yan yanaydı…Ve şimdi…Yoğun bakımda. 48 saat uyutulacak.Makinelerin düzenli sesleri, doktorların temkinli cümleleri, bekleyen gözlerdeki dua… Hepsi bir umut nöbeti aslında.Bazen insan en çok, sevdiği birinin hastane odasında nefes alışını düşünürken büyür. Hayatın değerini, bir “iyi haber” cümlesine ne kadar muhtaç olduğumuzu böyle anlarda öğreniriz.Yalçın Özden abim…Belki şu an duymuyor, belki bilmiyor ama herkes dua ediyor. Ailesi, dostları, sevenleri… Onun güçlü duruşunu hatırlıyor, iyileşeceği güne inanıyor.Çünkü bazı insanlar sadece bir isim değildir; bir evin direği, bir ailenin duası, bir çocuğun kahramanıdır.Ve biz biliyoruz…Dualar yerini bulur.Umut sabreder.Hayat tutunmayı sever.

BAŞKENTLİLER KENTİN TARİHİ VE MANEVİ MİRASLARIYLA BULUŞUYOR
22.02.2026 14:36

BAŞKENTLİLER KENTİN TARİHİ VE MANEVİ MİRASLARIYLA BULUŞUYOR

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının maneviyatını Başkent’in tarihi ve kültürel mirasıyla buluşturmak amacıyla “İnanç Miras Rotası” gezisini başlattı.Ramazan ayı boyunca her cumartesi ve pazar günü düzenlenecek olan gezi programıyla, kentteki tarihi ibadethaneler ile türbeler gezilerek Başkent’in kültürel ve manevi mirası daha yakından tanıtılacak.Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ramazan ayının gelmesiyle kentin tarihi ve kültürel dokularını maneviyatla taçlandırarak  “İnanç Miras Rotası” geziprogramını hayata geçirdi.ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen program kapsamında Başkentliler; Alaaddin Camisi, Felekeddin (Kesikbaş) Türbesi, Ahi Şerafettin Camisi, Ahi Elvan Camisi, Ağaçoğlu Camisi, Cenabı Ahmet Paşa Camisi ve Türbesi, Hallacı Mahmut Camisi ve Türbesi, Zincirli Camisi ve Hacı Bayram-ı Veli Camisi başta olmak üzere kentin önemli tarihi ibadethanelerini ziyaret etti.Uzman rehber eşliğinde gerçekleştirilen gezide, yapıların tarihsel geçmişi, mimari özellikleri ve kültürel değerleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken; katılımcılar da kentin hem köklü tarihini hem de kentin manevi mirasını Ramazan ayının ruhuyla beraber yerinde gözlemleme imkânı buldu.ANKARA’NIN ÖNEMLİ NOKTALARINI KENTLİLERİMİZE TANITMAYA DEVAM EDECEĞİZ”ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Ömer Faruk Sarı, kentin köklü tarihine ve medeniyetler geçmişine değinerek “İnanç Miras Rotası” ile kentteki tarihi ibadethaneleri, Ramazan ayının maneviyatı eşliğinde vatandaşlara daha kapsamlı bir şekilde tanıtmak istediklerini belirterek şunları dedi:“Ankara Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü olarak Ankara’nın katmanlı ve çok köklü tarihini hem Ankaralılara hem de Ankara’yı ziyaret eden misafire tanıtmak amacıyla UNESCO Miras Listesi Rotalarımıza ve Kent Gezilerimize devam ediyoruz. Bu sene Ramazan ayında başlattığımız ‘İnanç Miras Rotası’ ile birlikte Ramazan’ın manevi ruhuna da uygun olarak Ankara’nın tarihi ve kültürel alanda önemli camilerini ve türbelerini vatandaşlarımıza ücretsiz olarak profesyonel rehberler eşliğinde gezdiriyoruz. Yıl boyunca 5 farklı yürüme rotamız olacak. Ankara’nın önemli noktalarını kentlilerimize tanıtmaya devam edeceğiz.”VATANDAŞLARDAN GEZİYE TAM NOT VE BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜRİnanç Miras Rotası” ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Aslanhane (Ahi Şerafettin) Camisi başta olmak üzere kentteki tarihi ibadethaneleri rehber eşliğinde gezerek daha yakından tanıyan vatandaşlar, geziye tam not vererek memnuniyetlerini şöyle dile getirdiler:  -Dilek Demir: “Bu gezip gördüğümüz yerleri defalarca gördüğümüz hâlde tarihini bilmediğimiz için boş gezmişiz. Bugünkü gezi gerçekten çok faydalı olup tarih bilgimizi de genişletti. Bu tür gezilerin daha çok olmasını ve sadece Ramazan’la sınırlı kalmamasını diliyorum. Bir yıla yayarsanız daha çok keyifli olur, daha çok faydalanırız.”Hatice Şahin: “Ankara Belediyesi’ne teşekkür ederim. Uzun süredir burada oturuyorum ama tarihi yerleri gezdiğimiz zaman tarih hakkında bir bilgi edinerek gözlemlemiyoruz, sadece tarihi eserleri inceliyoruz. Ama bize bu güzelliği sağladığınız için, bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Gerçekten güzel bir etkinlik oldu.”Nilüfer Engin: “Ben bugün İnanç Rotası’na katıldım yıllardır Ankara’dayım ama bu kadar cami, bu kadar türbe olduğunu bilmiyordum. Başta Başkan’ımız Mansur Yavaş’a, turizm müdürümüz Ömer Bey’e ve rehberimiz Betül Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Çok güzel, çok verimli bir gezi oldu Ramazan ayında.”RAMAZAN AYI BOYUNCA HER HAFTA SONU YAPILACAKRamazan ayı boyunca her cumartesi ve pazar günü “İnanç Miras Rotası” ile başkentlileri buluşturacak olan ABB,  Başkentlilerin tarihi değerlerle bağını güçlendirmeyi ve kentin kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı önceliyor.

ABB’DEN GÜDÜL VE ŞEREFLİKOÇHİSAR’DA “KIŞLATMADAN, İLKBAHARA ARICILIKTA KOLONİ YÖNETİMİ” EĞİTİMİ
22.02.2026 14:14

ABB’DEN GÜDÜL VE ŞEREFLİKOÇHİSAR’DA “KIŞLATMADAN, İLKBAHARA ARICILIKTA KOLONİ YÖNETİMİ” EĞİTİMİ

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle arıcılık yapan üreticiler için “Kışlatmadan, İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi” eğitimi düzenlendi. Eğitimde; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylar ile erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi konularında bilgilendirmeler yapıldı.Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerli üreticiyi teşvik etmek amacıyla üreticilerle bir araya gelmeye devam ediyor.Arı üreticilerinin geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp modern üretimle daha kaliteli ve verimli bal elde edebilmesi ve arıcıların daha fazla bilinçlenebilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi ile Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle “Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi” düzenlendi.EĞİTİMLERE YAKLAŞIK 240 ÜRETİCİ KATILDIEğitim kapsamında; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylarla birlikte erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arıcılığa bilinçli yaklaşım, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi Ziraat Mühendisi Suat Musabeşeoğlu tarafından anlatıldı. Aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Arıcılık Araştırma Üretim ve Eğitim Merkezi faaliyetleri anlatılarak, yapılan teknik arıcılık uygulamaları konusunda da bilgi verildi. Güdül ve Şereflikoçhisar’da düzenlenen eğitimlere yaklaşık 240 arı üreticisi katıldı.YAPTIĞIMIZ YATIRIMI GELECEĞE YATIRIM OLARAK GÖRÜYORUZ”Amaçlarının arılarla ilgili geleneksel ve modern yöntemleri üreticilere anlatmak olduğunu kaydeden ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, “İklim krizi ile birlikte geleneksel tarım anlayışının artık bu işleri tam yürütemediği anlaşıldı. Bu manada uzman arkadaşlarımızın çeşitli çalışmaları var. Bu çalışmaları üreticilerimize aktararak daha verimli, daha kaliteli ürün nasıl elde edebilirizi anlatıyoruz. Katılımlar gayet iyi. Bütün kırsal ilçelerimizde bunu yapmayı düşünüyoruz. Arıya önem veriyoruz, Büyükşehir olarak veya insanlık olarak yaptığımız yatırımı, geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Doğada sürdürülebilir tarımın, biyoçeşitliliğin devamı tamamen arıya bağlı. Onun korunması, sürdürülebilir tarıma dâhil edilmesi lazım. Biyoçeşitliliğin devam etmesi, tarımın devam etmesi adına arıya önem vermemizin gerektiğini biliyoruz. Bu manada çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu.GÜDÜL DOĞAL YAPISI VE İKLİM YAPISI AÇISINDAN ARICILIĞA UYGUN BİR BÖLGE”Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay, “Bugün arıcılıkta kışlatma ve koloni yönetimi hakkında üreticilerimize bilgilendirme yapıldı. Güdül’de arıcılık sistemine kayıtlı 86 yetiştiricimiz var. Güdül, doğal yapısı ve iklim yapısı açısından arıcılığa uygun bir bölge. Arı üretici sayımızı ve kovan sayımızı artırmak için Büyükşehir Belediyemizle beraber iş birliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Üreticilerimize bol bereketli bir yıl diliyorum” derken, Şereflikoçhisar Belediye Başkanı Mustafa Koçak ise şunları söyledi:“Ülkedeki üretimi nasıl yerelden destekleyebiliriz düşüncesiyle bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ankara genelinde yapıldığı gibi ilçemizde de arıcılık faaliyetlerinin yapılmasına ağırlık veriyoruz. Yağmur çamur demeden bu işleri yapan arkadaşlarımız var. Bu emeğin asıl sahibi onlar.”EĞİTİMLERLE VERİMLİ VE KALİTELİ BAL ÜRETİMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLMESİ HEDEFLENİYORABB Ziraat Yüksek Mühendisi ve Eğitimci Suat Musabeşeoğlu, eğitimle ilgili şu bilgileri paylaştı:“Arıcılarımız özellikle iklim noktasında yaşadığı zorlukları engelleyebilmek, daha çok verimli üretimi teşvik edebilmek noktasında her şeyin temelinde başarılı bir koloni yönetimi yatıyor. Verimli arıcılık çalışmalarını sürdürebilmeleri için bizler de eğitim faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde de ilkbahar sezonuna kadar ilçelerimizde eğitimlerimizi tamamlamayı hedefliyoruz.”ÜRETİCİLERDEN BÜYÜKŞEHİRE TEŞEKKÜR-Şereflikoçhisar Deliler Mahallesi Muhtarı Yasin Tekinbaş: “Bugünkü eğitim çok verimli ve faydalı oldu bizim için. Yapılan destekler sayesinde arıcılarımız daha bilinçli arıcılıkla uğraşıyor. Arı kapasiteleri de artıyor. Büyükşehir’e bu desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum.”-Köksal Ünal: “Arıcılıkla geçimimi sağlıyorum. Bu eğitim çok faydalı oldu. Eksiklerimizi burada tamamlama fırsatı bulduk.”-Hüdaverdi Tüzün: “Büyükşehir’in arıcılıkla ilgili fondon şeker desteği aldım, maske desteği aldım. Şimdi de eğitim desteği alıyoruz gayet verimli oluyor bizim için. Ben Büyükşehir’e arı yetiştirip verdim onlar da arıları dağıttılar. Şimdi arkadaşlar sağ olsun gerekli bilgileri veriyorlar.”-Hatip Solmaz: “Daha önce Büyükşehir’den arı desteği aldım 15 kovan arım var. Kitap, arı ve eğitim desteği veriliyor. Bu eğitimleri çok güzel buldum bilmediklerim varmış onları öğrenmiş oldum. Bana bayağı katkısı oldu.”-Selami Yüksel Aygün: “Geçen sene de eğitim verildi ona da katıldık. Büyükşehir Belediyesi’nin bu destekleri yararlı oluyor. Her türlü desteği var. Arıcılıkla ilgili güzel destekleri var sadece arıcılık değil bütün üreticilere destek veriliyor.”-Ahmet Çevik: “Büyükşehir'in bize en büyük faydası fondon şekeri oldu. Fondon şekerini mesela ben dışarıdan aldığımda belli bir yüksek maliyette alıyorduk. Arıcılar daha fazla destek bekliyor, en büyük destek beklediği ana arı. Bu yörede herkes farklı bir ana arı türü söylüyor. Bizim hayvancılıkta, büyükbaş hayvancılıkta nasıl hayvan cinsleri varsa, tabii bu arıcılıkta da cinsleri var. Eğitim veren hoca Anadolu ırkı üretin diyor. Bu yörede en büyük bal için Anadolu ırkını öneriyor. Bilmediklerimizi öğrenme imkânı bulduk.  Eğitimde hangi arının aylık ne bakımının yapılacağını, kışlık bakımlarını, yaza çıkarken bakımlarının detaylarını öğrendik faydalı bir bilgilendirme oldu. Halkımızın bu şekilde bilgilendirilmesi bence gerçekten güzel bir şey. Çok teşekkür ederim.

Uzmandan ailelere kritik uyarı: Erken yaşta kontrolsüz ekran kullanımı dil ve sosyal gelişimi olumsuz etkileyebilir
22.02.2026 13:51

Uzmandan ailelere kritik uyarı: Erken yaşta kontrolsüz ekran kullanımı dil ve sosyal gelişimi olumsuz etkileyebilir

İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Elif Türel, dijital cihazların çocukların yaşamında giderek daha fazla yer aldığını belirterek, erken yaşta ve denetimsiz ekran kullanımının çocukların dil gelişiminden dikkat becerilerine kadar birçok alanda risk oluşturabileceğini söyledi.Teknoloji çocukluk deneyimini dönüştürüyorTeknolojinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Öğr. Gör. Elif Türel, çocukların çok erken yaşlardan itibaren dijital cihazlarla etkileşim kurduğunu ifade etti. Türel, “Tablet, akıllı telefon, bilgisayar ve televizyon gibi ekran araçları çocukların günlük rutinlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu durum oyun, öğrenme ve sosyal etkileşim süreçlerinin giderek dijital ortamlara taşınmasına neden oluyor” dedi.Ekran süresi gelişimin birçok alanını etkiliyor”Ekran kullanımının yalnızca süreyle değil, kullanım biçimi ve içerik niteliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Türel, ekran maruziyetinin özellikle erken çocukluk döneminde yüz yüze iletişim, serbest oyun ve fiziksel hareket gibi gelişim açısından kritik deneyimleri azaltabildiğini söyledi. Bu durumun bilişsel gelişimden sosyal becerilere, dikkat süresinden problem çözme yetilerine kadar birçok alanı etkileyebileceğini belirtti.Dil gelişimi ekran maruziyetinden en hızlı etkilenen alanlardan biri”Dil gelişiminin erken çocukluk döneminde yetişkinlerle kurulan karşılıklı ve etkileşimli iletişimle şekillendiğini ifade eden Türel, “Çocuklar dili göz teması, jest ve mimikler, ortak dikkat ve duygusal paylaşım yoluyla öğrenir. Ekran içerikleri ise çoğu zaman tek yönlü bir uyarıcı sunar ve bu etkileşim fırsatlarını sınırlar” diye konuştu. Özellikle hızlı sahne geçişleri ve yoğun görsel-işitsel uyaranların çocukların dikkat süreleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğine dikkat çekti.0-2 yaşta ekran önerilmiyor, 2-5 yaşta süre sınırı şart”Öğr. Gör. Elif Türel, erken çocukluk döneminde ekran kullanımına ilişkin yaşa uygun sınırların önemine değinerek, “0-2 yaş döneminde ekran kullanımı kesinlikle önerilmemektedir. 2-5 yaş arası çocuklarda ise ekran süresi günde en fazla 1 saat ile sınırlandırılmalı ve bu süreç ebeveyn rehberliğinde yönetilmelidir” ifadelerini kullandı. Türel, ekran süresinin yönetiminin yalnızca zaman sınırlamasıyla değil, içerik seçimi ve kullanım ortamının düzenlenmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.Aşırı ve denetimsiz kullanım çeşitli riskler doğuruyor”Kontrolsüz ekran kullanımının fiziksel hareketsizliğin artması, uyku düzeninin bozulması, dikkat sorunları ve sosyal etkileşim eksikliği gibi risklerle ilişkilendirildiğini belirten Türel, ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının çocukların aktif katılım gerektiren öğrenme deneyimlerini azaltabildiğini ifade etti. Bu durumun göz teması kurma, sıra alma, duyguları ifade etme ve karşılıklı iletişim becerilerinin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.Dengeli kullanım çocuk gelişimini destekliyorTeknolojinin doğru ve bilinçli kullanıldığında öğrenme süreçlerini destekleyebileceğini belirten Türel, yaşa uygun ve nitelikli içeriklerin ebeveyn eşliğinde kullanılması halinde ekranın eğitsel bir araç işlevi görebileceğini söyledi. Ancak ekran kullanımının dengeli biçimde sınırlandırılmasının, çocukların yüz yüze iletişim, oyun ve hareket gibi gelişim açısından temel deneyimlerden uzaklaşmaması için büyük önem taşıdığını ifade etti. Öğr. Gör. Elif Türel, ailelerin ekran süresine ilişkin farkındalık geliştirmesinin çocukların sağlıklı ve çok yönlü gelişimini destekleyen en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı.

alt alan
alt alan

Öne Çıkan Videolar

Yukarı