logo
Yükleniyor...
logo
add image
DİLEM YASAK

DİLEM YASAK

dilem@gmail.com
Kayıt: 07 Ekim 2025
Toplam Ziyaretçi: 3,310

Son Köşe Yazıları

CAM KIRIKLARINI
Yayın: 13 Haziran 2026 05:23:02 Düzenlenmedi


 

Gör içimdeki cam kırıklarını...

Bütün qemiler söndürmüş ışıklarını...

Herkez içime dökmüş artıklarını...

Bir deli rüzgar essede...

Alip götürse yılların bıraktıklarını...

 

Dilem Yasak

BUGÜN
Yayın: 07 Haziran 2026 06:07:59 Düzenlenmedi


Kafiyesi bozuk şiir gibiyim

Ne nokta koyacak birisini buluyorum

Nede nefes alabiliyorum

Virgül dolusu

Yanlızlığım.....

Şimdi...

Bir veda havasıda geçiyor günlerim

Arkamı dönsem uçurum

ileri gitsem

Yanlızlık

DİLEM YASAK

İZMİR

Bugün doğum günüm
Yayın: 31 Mayıs 2026 10:50:10 Düzenlenmedi


Uzaklardan merhaba demek,

Sensiz doğan güne.

Yakan hasretinin,sıcaklığı yüreğimde

Uykusuz gecelerde hep hayalimdesin

Hasret zinciri bağlamış yollarımı.

Ağlamak geliyor,

Ağlamak geliyor içimden.

Sensizlige doğru, haykırmak geliyor.

Tutamıyorum kendimi,

Bırak dinmesin gözyaşlarım

Aksın, yüreğimin derinliklerine.

Söndürsün, sensizliğin hasretini

Aşkın bir avuç su olsun dudaklarıma

Çağlasın sevda pınarları gibi,

Avuçların yaksın tenimi.

Bir demet gül olsun,doğum günü hediyem.

Ama dalından kopmadan,

Uzaktan seyredeyim,

Dokunmadan,

İncitmeden..

Yoluna can olayım,

Gönlüne cânân.

Bugün doğum günüm...

 

 

DİLEM YASAK

02.02.2018.

YUNANİSTAN

Allah'ı bilmeye yüz delil 
Yayın: 29 Mayıs 2026 04:33:38 Düzenlenmedi


Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar'ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat'a geldiğinde; hem devlet, hem din büyükleri akın akın ziyaretine gelmiş, alâka göstermişlerdi. Ama birileri vardı ki; ne geliyor, ne de gelme arzusu ızhâr ediyordu. Acaba Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin muhâliflerinden miydi?

Halktan bir zengin, bir gün Fahreddîn-i Râzî hazretlerini bahçesinde yemeğe dâvet etti. Maksadı; ziyaretine gelmeyen zâtı da orada bulundurup, görüşmelerini ve bir yanlış anlamanın meydana gelmemesini temin etmekti.

Fahreddîn-i Râzî hazretleri, yemekte karşılaştığı ziyaretine gelmeyen zâta,

- Niçin bizi ziyârete gelmediniz? diye sordu. Şöyle cevap verdi o zât:

- Ben fakirin biriyim. Ne ziyâretinize gelişim size bir şeref kazandırır, ne de gelmeyişim size bir şey kaybettirir. Siz mühim kimselerle meşgul olun.

Bu cevap Fahreddîn-i Râzî hazretlerini düşündürdü. Bu defa büsbütün meraklanarak ısrarla suallerini peşi peşine sıraladı:

- Bu, sıradan birinin sözüne benzemiyor. Kalbi-gönlü uyanık birinin cevabıdır bu. Şimdi daha çok meraklandım. Söyleyin lütfen niçin gelmiyorsunuz? Bize vermek istediğiniz bir mesajınız olmalı.

- Sen, 'Müslümanlar'ın benim ziyâretime gelmeleri vâciptir' diyormuşsun. Neden senin ziyâretine gelmek vâcip olsun?

- Ben ilim ehli biriyim. Benim ziyâretime gelenler aslında benim değil, ilmin ziyâretine gelmiş olurlar. Mücâdelemde bana yardımcı olmuş, beni desteklemiş sayılırlar.

- Öyle ise anlat bakalım... İlmin hedefi Allâh'ı bilmek olduğuna göre, nasıl biliyorsun Hazret-i Mevlâ'yı?

- Yüz delil ve burhan ile biliyorum Allah Teâlâ'yı...

- Peki öyleyse, söyler misin; burhan ve delil, şüpheleri gidermek için değil midir? Demek sende bu kadar şüphe varmış ki her birine delil aramış; ancak bu delillerle şüpheni gidermişsin. Halbuki Allahü zû'l-Celâl bana, öyle bir îman verdi ki; şüphenin zerresi bile kalbimde yoktur. Olmayan şeyi gidermek için ne diye delil ve burhan arayayım?

Bu cevaptan sonra bir suskunluk başlar. Neden sonra yerinden kalkan büyük müfessir Fahreddîn-i Râzî hazretleri,

- Uzat elini de öpeyim. Sen sıradan biri değil, bir îman ve ihlâs numûnesi mâneviyât sultânısın. Kim isen söyle de beni daha fazla merakta bırakma.

Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin kulağına eğilen birinin, fısıltı hâlinde söyledikleri şundan ibârettir:

- Konuştuğun zât, Necmüddîn-i Kübrâ hazretleridir.

Fahreddîn-i Râzî hazretleri hemen diz çöküp rica eder:

- Lütfen beni de kabul buyurun tâlipleriniz arasına da, ben de iştirak edeyim sohbetlerinize...

....

İşte zâhirî ilimle bâtınî ilmin farkı... İşte zâhirî ilim ehli ile, zû'l-cenâhayn olan mâneviyat erbâbının seviye ve dereceleri... Keza, aralarındaki diyaloğun güzelliği ve hakkı teslim ile neticelenişi... Ve, biribirlerine karşı olan nezâket ve saygıları...

Zamanımız 'tartışmacıları'na örnek olması dileği

İbadet Artarsa Rızık da Artar
Yayın: 17 Mayıs 2026 05:48:02 Düzenlenmedi

 

Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı:

- Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de

- Çalıştığım zat öyle cömertki... Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.

Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Akşam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanımı güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına şöyle anlatır:

- Kimin yanında çalışıyorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı:

"Bunlar beyinin iş ücretleridir. Eğer bundan sonra da işine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücereti daha da artacaktır" dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kese de altın verdiler. Allah razı olsun o kimseden. Açlıktan artık tahammülümüz kalmamıştı.

Hanımından bu sözleri dinleyen derviş Allah'a şükredip, ibadetine devam etti....

 

Allah (c.c.) neye kadir değil ki!

Ana Hakkı
Yayın: 10 Mayıs 2026 09:24:27 Düzenlenmedi



Hazreti Peygamberimiz (s.a.s.) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu. Bir kadın sahabe Resulullah'ın huzuruna telaşla girerek:


- Ya Resûlellah! Şu anda kocam ölüm döşeğinde, belki biraz sonra ölmüş olacak... Yalnız yanında kelime-i şehadet getirdiğimi anladığı ve kendiside getirmeye çalıştığı halde şehadet kelimesi getiremiyor. Kocamın imansız gitmesinden korkuyorum. Bu hususta bir yardımınızı bekliyorum, dedi.


Hazreti Peygamberimiz:


- Kocan sağlığında ne gibi kötü harekette bulunurdu? diye sordu.


Kadın hiçbir kötü amelinin olmadığını, namazını kılıp her türlü ibadetini noksansız yerine getirmeye çalıştığını söyledi.


Bu sefer Peygamberimiz:


- Kocanızın dünyada kimi var? diye sordu.


Kadın ihtiyar bir annesi olduğunu söyleyince Peygamberimz (s.a.s.) kadının kocası Alkama'nın anasın huzura çağırdı. Hazreti Alkama'nın anası, Hazreti Peygamberimizin huzuruna çıktı. Peygamberimiz:


- Oğlun sana karşı nasıl hareket ederdi? Oğlundan memnunmusun? diyr sordu.


Alkamanın anası:


- Ya Resulullah, oğlum evleninceye kadar çok iyi muamele ederdi. Evlendikten sonra hanımını dinledi, bana hor bakmaya başladı. Hatta son zamanda evini bile ayırdı. Ben de üzüldüm, onun bu hareketine, dedi.


Peygamberimiz (s.a.s.) yaşlı kadına; oğlunun ölüm döşeğinde olduğunu, hakkını helâl etmediği takdirde cehennem azabı çekeceğini söylediyse de kadın:


- Hakkımı helâl etmem ey Allah'ın Resûlü, dedi.


Alkama ise evde yatıyor, hâlâ şehadet kelimesi getiremiyordu.


Hazreti Peygamberimi, kadının annelik şefkatini harekete geçirmek için, orada bulunanlara:


- Bana biraz odun hazırlayın, diye emir verdi.


Kadın hayretle :


- Odunu ne yapacaksın ya Resûlellah! diye sormaktan kendini alamadı.


Çünkü o da şüphelenmişti.


Peygamber Efendimiz :


- Oğlunu yakacağım... Zira yarın cehennemde yanacağına cezasını burada çeksin, daha iyi buyurunca, kadın dayanamadı,


- Oğlumun gözümün önünde yanmasına razı olamam ya Resûlellah ! Ona hakkımı helal ediyorum, dedi.


Murat hasıl olmuştu... Hazreti Peygamberimiz, Bilâl-ı Habeşi Hazretlerini göndererek :


- Git bakalım, Alkama ne haldedir? buyurdular.


- Bilâl-i Habeşi Alkam'nın yanına varıp şehadet kelimesei telkin ettiğinde, Alkama'nın dili açılmıştı :


- Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlüllah, deyip ruhunu Allah'a teslim etti.


Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İ.Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi


BU ŞİİR SANA CAN
Yayın: 29 Nisan 2026 21:45:25 Düzenlenmedi


Canım acıyor can

Bu ruh bu bedene sığmıyor,

Öyle canım yanıyorki

Yüreğim yanıyor,

Bilki

Bıçak kemiğe dayandı

Öyle canım acıyorki,

Kalbimi parçalasanda

 duymuyorum can.

Yüreğimde kan çiçekleri açıyor,

Acı bir yanlızlığa bürünüyor her yer,

Hayalin

 terk etmiyor beni!

Can

Ruhuma sızı karışıyor,

Bu sessizlik korkutuyor beni

Sanki kalbim boşlukta hissediyorum,,

Yokluğunun acısı tetikliyor beni!

Aklım…..

 Firari

beni terk ediyor,

 kalbim geceleri daha çok acıyor,

ey yar duy sesimi

bu şiir sana

Damarlarımda kanım çekiliyor,

Hasretin gözümde tütüyor can.

Benliğime hüzün bulaşıyor,

Bu beden beni terk ediyor,

Ruhum ölüyor olmuyor sensiz,

Eski ben ben deyilim artık

Sanki yaşayan ölüyüm

Sensiz…

Ve ….

çaresiz

Ya sen gel

 yada ben geleyim

sözlerin takıldı aklıma,

Canım acıyor nefesim tükeniyor can,

Bu hayatın

 Yalanlarından

 ihanetlerinden,

Ölümüne tutkulu yalan aşklarından,

Yüreğime sıkılan son kurşundan,

Canım yanıyor can

nefes alamıyorum.

Aşk kırıkları batıyor

canıma

sessizim,

ve

kimsesiz

bu şiir mi

sana yazdım can

Yüreğime açtığın yara hiç kapanmayacak,

Canım yanıyor ey can

 suskunum...!

Ne seni yaşamak nede kendimi

 yanlızım can,

sensiz kimsesiz

Sensiz geçen her an canım acıyor çaresizim,

Kimsesizim

Yanlızım

Bana gözyaşı döktüren senmiydin

Senmiydin beni karanlığa sürükleyen...?

Haram olsun bu can bu bedene

susuyorum can.

Bu şiir sana can

 DİLEM YASAK

İZMİR

BUGÜN GÜNLERDEN SEN
Yayın: 19 Nisan 2026 05:24:06 Düzenlenmedi


 

Bu gün yine günlerden sen...

Yokluğunun en soğuk saati çaIıyor şimdi.

Bense yorgan üzerime çekip sensizliğe sarılıyorum...

Alıp başını yürüyor saatler

Yine hüzün ufalıyor yorgun bakışlarım

Sadece bir avuç özlem kalıyor yüreğimde...

Yokluğuna düşen her saatte içimde senli şiir kırılıyor...

Senli yaralar sızlıyor bedenimde...

Avutuyorum yaralarımı içimde boş kalıyor herşey...

Ben gözyaşlarımla avutuyorum dertlerimi..

Bendeki küller savrulurken yaralarıma kül basıyorum...

Ve

Kelime kelime dökülüyor küller yerlere

Yüreğimin duvarlarına gözyaşlarımı asıyorum.

Umutlarımı asıyorum kurusun diye

Rüzgarlara anlatıyorum söylenmemiş cümlelerimi

Dilimin ucunda yitip giden senden kalan sözlerimi,

Bir avuç senle sukut'u ezberliyor artık dilim...

Yorgunum kırgınım asırlardır kanıyorum..

Üşüyor ellerim baharda bile,

Yanımda olabilseydin keşke...

Keşke keşkeler olmasaydı...

Yitik sevda yollarına sensiz yol almasaydım...

KEŞKEE...

 

____Dilem Yasak

 

 

BİLİRMİSİN SEN
Yayın: 29 Mart 2026 20:10:56 Düzenlenmedi


Öyle herkesin bildiği gibi deyil benim mevsimlerim

Ağustos sıcağında üşürüm titrer bedenim

Yada kışın ayazında yanarım kor ateş gibi

Hiç sonbaharda çiçeklerin açtığını gördünmü

İşte sonbaharda açan arsız çiçeklere benzerim

Benim mevsimlerim içimde saklıdır en kıymetlimdir

Hiç belli olmaz hangi baharın geldiği

Kucaklar sarmalarım ağırlarım yüreğimde

İlkbaharda sel olur duygularım akarım çağlayan gibi

Yazın kavgalar edip yorgun düşer buz tutar güneşim

Sonbaharda masum bir bebektir içime atarım aşk acılarımı

Sevinçlerimi göz yaşlarımı

Dedim ya delidir benim mevsimlerim

Severim mevsimlerimi belkide yarın yaz gelir kime ne

Uçlarda yaşarım hepi topu bir kaç kişi ile

Tenhalarda yaşarım bazan telaşlı bazan sessizce

Hiç kimse karışamaz benim mevsimlerime yüreğime

Sonbahar dilerim sevgimle

DİLEM YASAK

İZMİR

8 Ocak 2011

BENİM DÜŞLERİM
Yayın: 23 Mart 2026 05:10:05 Düzenlenmedi


Boş ver be sevdiceğim

Varsın umutlarım yelken açmasın mavi denizlere

Varsın sevdalı yüreğim düşsün dillere

Hep batık bir gemidir ki

 Yüreğim……

Alışığım ben zaten yenilmelere…

Ah be sevdiceğim

Buğuludur benim düşlerim

Mahzundur çocuksu gülüşlerim

Yetimdir öksüzdür sevişlerim

Gözyaşımı nakış nakış yüreğime işlerim

He ya sevdiceğim

Sen hiç ağladın mı?

Kendi yaralarını kendin dağladın mı?

Hiç……..

Umutsuzluğa umut bağladın mı?

Yada ırmak olup sessizliğe çağladın mı?

Yok be sevdiceğim

Sen bilmezsin bunları

Bilemezsin

 yüreğime akan bulanık suları

Gördün mü hiç sabahları

O kanadı kırıkları…

Ooofff ….be

sevdiceğim

Madem gidiyorsun

Git….

Git ama

Hatıralarını da götür yanında

Ve…

Bit.


Bıraksan da geride kırık dal

Hayat zaten değil midir ki bir sal

Bazen batsan ya da çıksan

Sen hep olduğun gibi kal…

___Gittiğin an kül olurum biterim

______Karar senin sevdiceğim

_________Bu sana son şiirim…

Bunu bil.

DİLEM YASAK

İZMİR

Tüm Köşe Yazarları



ALİ DUYSAK
Artık Kopsun Kıyamet!
Atiye Danış
Sahi Sevgi Neydi?
AYFER KILIÇ
PARÇA PARÇA
Ayfer Turan
Kandık
DİLEM YASAK
CAM KIRIKLARINI
Emel Topal
BİR SEN VARDIN
FERDA NAYMAN
ELİMDEN GİTTİ
M.ilknur Öztürk
KERİM İLE ZEYNEP
Murat OKUDUCU
Kadim Semtimiz Fatih...
MUSTAFA ŞAYIK
ÖĞRETMENLİK SADECE BİR MESLEK DEĞİL BİR KARAKTER MESELESİDİR
Neval Kütük
NEDENSİZ MUTLULUK
RAMAZAN GÜÇLÜ
SANAL TEHLİKE
Tandoğu Yazıcı
Mora Katliamı
Yukarı