Hüznün rengi sardı her yeri..
Yaza yaza seni eskittiğim bir sarı defter,
Sonun olmadan geçti gitti işte yine son bahar..
Sonrası...
Yine kış! Yine soğuk..
Yine ayazda yüreğim..
Bu kaçıncısı, unuttum!
Sonrası sonrası hep aynı..
Dedim ya..
Sen benden gittin gideli,
Herşey ayni,
Sadece ama sadece,
Sana bakarken bir mucizeye inanan gözlerimin yeşili soldu..
İşte hepsi bu..!
________Dilem
Hüznün rengi sardı her yeri..
Yaza yaza seni eskittiğim bir sarı defter,
Sonun olmadan geçti gitti işte yine son bahar..
Sonrası...
Yine kış! Yine soğuk..
Yine ayazda yüreğim..
Bu kaçıncısı, unuttum!
Sonrası sonrası hep aynı..
Dedim ya..
Sen benden gittin gideli,
Herşey ayni,
Sadece ama sadece,
Sana bakarken bir mucizeye inanan gözlerimin yeşili soldu..
İşte hepsi bu..!
Mutluluk olur muydu?
Sen olmazsan...!
Yıldızlara bu kadar yakın olurmuydum...
Sen olmazsan..!
Aya dokunurmuydum .?
Sen olmazsan..!
Hüzün bağlarında yeşeren yeşil umutların.
Dağlarında gezermiydim...
Sen olmazsan...!
Bu kadar renk bu kadar mavi sıcak yürek.
Bir öpüş bir dokunuş
Amberli kokular güller acarmiydi..?
Yüreğimde...
Can'ım
Sen olmazsan...!
İyiki varsin ben ne yapardım.
Sen olmazsan...
____Dilem Yasak
Bir gün durduracağım akıp giden zamanı.
Bir gün kurşun sıkacağım sensizliğe,
Mutlutluluk taşıyacağım damla dama sana.
Sana bitmez sevdalar getireceğim bekle,
Güneşin batıp doğduğu yere geleceğim.
Özlemin sevgiye dönüştüğü yerde ineceğim,
Sana bitmez tükenmez mutluluk vereceğim,
Senden başkasını asla sevmeyeceğim bekle...
Tutmasan elimi ben bu hayatta gülemem,
Sözlerin çok tatlı ama gülüşünü bilemem.
Yüreğime yazdım seni bir daha silemem.
Sana maviler, kırmızılarla, geleceğim bekle...
İçimde bir ateş birde sönmeyen kordun.
Bakışlarına bir an vuruldum hayran oldum.
Yıllar sonra seni sende aradım buldum.
Sana en beyaz duygularımla geleceğim bekle...
DiİLEM YASAK
İZMİR
5 Ocak 2016
Çok eski devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Kifl, ahlâkî ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşru gören çok zengin bir adamdı. Zenginliğini de faizden elde etmişti. Dara düşen, ihtiyacı olan kimse kendisine geliyor, oda yüksek bir faizle geri ödenmesi şartıyla onlara para veriyordu. Vadesi geldiği zaman kişi parasını ödeyemezse bu sefer faiz miktarını daha da artırıyordu. Şayet yine ödeyemezse adamları vasıtasıyla o kimsenin bütün varına yoğuna el koyuyordu.
Bir gün, kapısına borç için bir kadın geldi. Bu kadın yakın zamanda kocasını kaybetmiş, namuslu, kendisini çocuklarına adamış bir anneydi. Bir süre, kocasından kalan şeylerle evini idare etmeye çalışmıştı. Ancak artık evde para kalmamıştı. Bunun için çalışması gerekiyordu. Bir yerde iş bulmak istedi; ama dışarısı dul bir kadın için çalışmaya müsait değildi.
Neden sonra aklına evde dokuma yapıp onları yakın bir arkadaşı vasıtasıyla satmaya karar verdi. Bunun için bir dokuma tezgahına ihtiyacı olacaktı. Tezgahı alabilmek için de borç arayışına girdi. Yakın dost ve akrabalarına gitti; ama kimsede para yoktu. Çok üzülmüştü. Çaresiz bir şekilde evine doğru giderken yolda istemeden iki kişi arasında geçen bir diyaloga şahit oldu. Şehirde Kifl adında bir kişinin insanlara borç para verdiğini duydu. Hemen onun yanına gitmeye karar verdi.
Kifl kapıda kadını görünce çok beğendi. Onu elde etmek istedi. Kadın, Kifl’den karşılığını ödemek şartıyla borç para istedi. Kifl, kadının dul olduğunu da anlayınca ona ahlaksız bir teklifte bulundu. Kendisiyle beraber olması şartıyla vereceği parayı istemeyeceğini söyledi. Bu teklifi kadın şiddetle reddetti. Çok üzülmüştü. En çok da kendisine böylesi tekliflerin gelmesinden korkuyordu. “Allah’ım bana yardım et.” diye dua etti.
Aradan birkaç gün daha geçmişti. Evde hiçbir şey kalmamıştı. Çocuklar açlıktan ağlıyordu. Onların ağlamasına kendisi de katılıyordu. Kendisini Kifl’e teslim etmeye mecbur hissetti. Bu sırada da “Allah’ım! N’olursun beni affet. Bir daha böyle bir günah işlemeyeceğim.” diye dua ediyordu.
Kadın, Kifl’in yanına gitti. Kifl’in yüzü gülüyordu. Ancak kadın bir yandan ağlıyor, bir yandan da titriyordu. Kifl, kadına bu halinin sebebini sordu. Kadın,
- Buraya kendi isteğimle gelmedim. Daha önce böyle bir günah işlemedim. Onun için Allah’tan çok utanıyorum ve korkuyorum. Beni bu günaha sürükleyen fakirliğimdir, dedi. Kifl, duyduklarına çok şaşırmıştı. O kaskatı kalbi bir anda yumuşayıverdi. İçini pişmanlık duyguları sarmıştı. O sırada ağzından şu ifadeler döküldü:
- Sen fakirliğin sebebiyle mecbur kaldığın bir günah işliyor ve bundan dolayı ağlıyorsun. Halbuki Allah bana bu kadar servet vermişken, ben günah işlemekten çekinmiyorum. Ben, Allah’tan utanmaya ve korkmaya senden daha layığım.
Kifl, pişmanlık hisleri içinde, yapacağı kötü işten vazgeçti. Kalbine apayrı bir huzur ve mutluluk geldi. Kadına bir miktar para verip onu gönderdi. Kadıncağız, sevinç ve kendisini harama girmekten koruyan Rabb’ine şükür içinde evine döndü.
Kifl, artık eski Kifl değildi. O güne kadar yapmış olduğu bütün günahlar için tevbe ediyordu. O gün sabaha kadar Rabb’ine dua dua yalvardı ve affını diledi. O gece Kifl’in ecel vaktiydi. O hal üzere ruhunu Rahman’a teslim eyledi.
Sabah olmuştu. Kifl’in evinden çıkmadığını gören yakınları kapıyı açtıklarında Kifl’i ölü olarak buldular. Bu sırada kapısında herkesin okuyabileceği şekilde şöyle bir yazı vardı: “Allah, Kifl’in günahlarını affetti.”
Halk, bu duruma şaşırdı kaldı. Allah, Kifl’in affedilmesine sebep olan bu olayı, o dönemin peygamberine vahiy yoluyla bildirdi. Böylece herkesin şaşkınlığı gitti ve insanlar bundan büyük bir ders aldılar.
Hikâye bize ne anlatıyor?
Tevbe kapısı her zaman ve her kişi için açıktır. Bir kimse ne kadar günahkâr bir kul olursa olsun büyük bir pişmanlık ve samimiyetle tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder ve onu bağışlar.
Allah, kendi rızası istikametinde bir hayat yaşamaya gayret eden kullarını sever. Rahmetinin gereği olarak bazen kulları günaha gireceği an onları değişik vesilelerle korur. O yüzden kula düşen Rabb’iyle arasındaki bağı devamlı surette güçlü tutmasıdır.
Zaman Ailem, 167. Sayı
Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k.s) hazretleri şöyle anlatır:
İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine:
- Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.
- Kardeşi kabul etti. İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü.
Rüyasında bir ses ona:
- Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç:
- Ben Allah Teâlâ'ya ibâdet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi.
Ses ona:
- Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok. Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi.
Bir talebe hocasına,
- Kul Allah Teala'nın kendisinden razı olduğunu bilebilir mi? diye sordu
Hocası,
- Bilemez, bunu nasıl bilsin ki, Allah'ın rızası gayba ait birşeydir! dedi .
Talebe,
- Hayır, bilebilir!dedi.
Hocası,
- Nasıl? diye sordu,
Talebe,
- Ben kalbimin Allah'tan razı olduğunu görürsem, bilirim ki O da benden razıdır! diye cevap verdi.
Bunu işiten hocası,
- Ey genç güzel ve doğru söyledin! dedi .
Kul Yüce Allah'tan razı olursa, Rabbide ondan razı olur. Kulun aynası ve şahidi kalbidir. Herkes kalbine bakmalı. Kul kalbinde Rabbine ne kadar hürmet ediyor ve onu yüceltiyorsa, kendiside, Hak katında o derece değerlidir
Ateşin Yakmadığı Aşık, Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları
Sen benim nasıl olduğumu sorma.
Yanlız kalmaya ihtiyacın varsa eğer,
Sana yazdığım şiirleri yakar arkama hiç bakmadan...
sonunu hiç düşünmeden yüreğimi alıp ÖLÜME giderim...
DİLEM YASAK
YUNANİSTAN
Bazen aşk gider…
Günler geçer ardından ve aylar…
Bazen de yıllar…
Bebekler büyür, insanlar yaşlanır, insanlar ölür,
eşyalar eskir, evler yıkılır, kurur ağaçlar…
Sokakların adi değişir…
Acılar belleğin acımasızlığına teslim olur…
Sevilen unutur, seven yanar..
Bazen aşk gider…
Ya da siz gittiğini sanırsınız
Varlığımın izleri sende,
Aşkın gözyaşları bende,
Sızlar içim aklım sende,
Yarım kalmış umutlarım.
Gülen yüzünü özlüyorsam,
Her nefeste seni soluyorsam,
Her dakika seni anıyorsam,
Bil ki yüreğim sende kaldı.
Yüreğim ırmak olup çağlıyorsa.
Gözlerim bulut olup ağlıyorsa.
Dermansız dertler beni bağlıyorsa.
Bil ki aklım yüreğim sende kaldı.
Hayata gülen yüzüm son sözüm,
Sende kaldı...
Buysa alın yazım ,buysa kader,
Ölüm dirim ne fark eder?
Umutlarımı geri ver,
Onlar bile sende kaldı...
Dilem YASAK
İZMİR
25MART/2011
Son Köşe Yazıları
Bir zamanlar “dost” dediğimiz insanlar vardı. Aynı sofrayı paylaştığımız, derdimizi düşünmeden anlattığımız, sırtı...
(25 Ocak 2026 14:13:59)
Gitmeyi hiç beceremedim, gitmek mahvetmekti. Gidemezdim. Birinin anılarını, hayallerini ve umutlarını çalıp, y...
(25 Ocak 2026 13:18:10)
Çok merak ediyorsan gel bir bak içimdesin İkimiz bir sevdanın aşkla girdiği kınızSeni gönlümde buldum çün...
(24 Ocak 2026 09:04:15)
Senin yerin gökyüzünde,.Dalga dalga es gönlümde,Adın yazar yüreğimde,Gücün yatar tarihinde.Sana dokunan elleri,Kırarım b...
(23 Ocak 2026 19:35:50)
Boş vermeyi de sanat etmişinKanmam senin sahte sözüneBeni bırakıp ta nere gitmiştinGit görünme ne olur yeter gözümeAh ed...
(23 Ocak 2026 12:51:38)