İpek Yolu Haber Ajansı

Adalet mi, İyilik mi?

Adalet kavramı  iyilik veya kötülük kavramlarından daha farklı bir durumu ifade eder.  Adalet; iyilikte de kötülükte de eşit fırsatlara sahip olmayı ifade eder.  Yüce Allah Müslüman olan veya olmayan herkeste iyilik ve kötülük yapma yeteneğini birlikte vermiştir. Müslümandan kötülük yapma fırsat ve yeteneğini alıp onların doğrudan cennete, Müslüman olmayandan da iyilik yapma fırsat ve yeteneğini alıp doğrudan cehenneme gitmelerini sağlamamıştır. Bu, Yüce Allah’ın adaletine uygun bir paylaşım değildir. İyilikte de kötülükte de herkese aynı fırsat ve yeteneği vermiş ve bunlardan birine yapılacak olan tercihe göre de ceza ve ödül koymuştur. Ceza ve ödülde de yine herkes için aynı ölçüleri koymuştur.  Yüce Allah cezayı verirken kişinin hak ettiğinden daha fazlasını vermezken ödülü kişinin hak ettiğinden daha fazlasını veriyor. Ancak ödülde fazladan verilen pay yine herkes için geçerlidir. Yüce Allah, kötülük yapmada Müslümana bir imtiyaz tanımamıştır. Kötülük yapan bir gayrimüslimin cezası neyse aynı kötülüğü yapan bir Müslümanın cezası da aynıdır. Yüce Allah’a şirk koşmanın veya O’nu inkar etmenin cezası bütün insanlar için aynıdır. Cinayet, tecavüz, zulüm, işkence ve diğer her türlü kötülüklerde de durum aynıdır. Aynı şey iyilikler için de geçerlidir. Adalet, bütün canlı ve cansızları denge içinde ve bir arada tutan zemindir. Cansızlar arasındaki denge bir adalettir ve canlılar arasındaki adalet bir dengedir. Bu dengenin bozulması veya yok olması her şeyi anlamsızlaştırır, değersizleştirir ve kaotik bir ortamın doğmasına neden olur.

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. (Zilzâl Suresi – Ayet : 7-8 ) ayetlerinde Müslüman gayrimüslim ayırımı yapılmamıştır.

Fakat insanlar iyiliği de kötülüğü de kendi lehlerine bloke edip başkasını bunlardan yoksun bırakmayı seçerek adaletsizlik yaparlar. Kendileri başkasına kötülük yapıp aynı kötülüğün kendilerine yapılmasına karşı çıkarak adaletsizlik yaparlar. Yine kendilerine iyilik yapılmasını isterken başkasına da aynı iyiliğin yapılmasını istemezler. Başlangıçta kendilerini diğerlerine göre daha fazla hak sahibi olarak görürler.  Bir insan diğerlerine göre daha fazla servet sahibi olabilir, daha fazla yetki sahibi olabilir, daha fazla ilim sahibi olabilir, daha fazla iyilik veya kötülük sahibi olabilir ama daha fazla hak sahibi olamaz. Avantajlar, dezavantajlar, iyilikler, kötülükler, kazanım ve mahrumiyetlerin hepsi haklar çerçevesinde dağıtılmışsa bütün bu alanlardaki asimetrik durum adaletsizliği ifade etmez. Ama eğer bunlar haklar çerçevesinde dağıtılmamışsa hepsinde eşit olmak bile adaleti ifade etmez.

Aynı koşullarda olan beş çocuktan birini tokatlayıp dördüne çikolata veren kişinin durumu iyilik, kötülük ve adalet açısından analizi şöyledir:

1.      Bir çocuğu döverek bir kötülük yapmıştır

2.      Dört çocuğa çikolata vererek dört iyilik yapmıştır

3.      Dört çocuğa çikolata verip birine vermeyerek dört adaletsizlik, dolayısıyla dört kötülük yapmıştır.

4.    Dört çocuğa çikolata verirken birini yoksun bırakmasının yanı sıra aynı anda onu dövmesi fazladan bir adaletsizlik oluşturmuştur.

 

Bu olayda bir kötülük, dört iyilik ve beş adaletsizlik yapılmıştır. Adaletsizlikler de kötülüğe çevrildiğinde altı kötülük ve dört iyilik yapılmıştır. Kul hukukunda kul affetmeden Yüce Allah affetmeyeceği için yaptığı iyilikler kulun hakkından düşülmeyecektir.

 

Eğer çocuğa yapılan kötülük ırk, renk, dil, din, mezhep, cinsiyet, coğrafya, statü ve benzeri bir amaçla yapılmışsa yapılan her ayrımcılık sayısı dört (çocuk sayısı) sayısıyla çarpılarak kötülüğün toplam sayısı bulunacaktır. Bunların hepsi birer adaletsizlik olduğu için kötülük için bulunan sayı ikiyle çarpılacaktır. Dövülen çocuk kapsamında; yoksun bırakılırken aynı anda dövülen çocuğun yine aynı anda ırk, renk, dil, din, mezhep, cinsiyet, coğrafya, statü ve benzeri bir amaçla yapılmış olması bulunan sayıyı katlayacaktır. Eğer çocuk, engelliyse,  hastaysa, açsa, susuz ise, yaralıysa, çok korkmuşsa bulunan kötülük sayısı ayrıca bunlarla çarpılacaktır. Bunların dışında çocuğun ailesinden, sevenlerinden ve onun için üzülenlerden her birisi için yapılan kötülük sayısı katlanacaktır. Dövme eylemindeki sayı, şiddet ve miktar kötülüğün sayısını daha da artıracaktır. Eğer bu dövme eylemi çocuğun biyolojik veya psikolojik yapısında geçici veya kalıcı izler bırakmışsa, yahut bu dövme olayı başka bir olumsuzluğa veya olumsuzluklara sebebiyet vermişse bunlar ayrıca hesaplanacaktır. Çocuk bu dövme olayından dolayı gözlerini kaybetmişse görmediği nesne, insan, hayvan ve bitki sayısınca bu kötülüğün sayısı artacaktır. Eğer dil ve konuşma yeteneğini yitirmişse hayatı boyunca konuşamadığı harflerin sayısınca bu sayı artacaktır. Eğer duyma yeteneğini yitirmişse duyması gereken harf ve ses sayısınca kötülüğün sayısı artacaktır. Görme, duyma veya konuşma yoksunluğu nedeniyle başkalarının zarar ve eziyet görmesine sebep olursa kötülüğün sayısı o oranda artacaktır. Özetle kötülüğün sayısı kelebek etkisiyle artacaktır. Burada Yüce Allah’ın, kamunun ve tabiatın yasaları çiğnendiği için sayı ayrıca artacaktır. Bütün kötülükler için aynı ölçüler geçerlidir.

 

Eğer kişi haksız yere bir insan öldürürse o insanın hayatı boyunca, görebileceği, duyabileceği, temas edebileceği, nesne, insan, hayvan ve bitki sayısınca, tadabileceği, koklayabileceği emtia sayısınca, hayatı boyunca yapabileceği hareket sayısınca, edinebileceği bilgi ve deneyim miktarınca, düşünebileceği, düşünce, yorum ve analiz adedince, yiyeceği ve içeceği su, içecek ve yemek miktarınca, giyeceği giyim, bineceği vasıta sayısı ve miktarınca, konuşabileceği, duyabileceği ve okuyabileceği  harf ve ses sayısınca, sahip olabileceği gelir ve mülkiyet miktarınca, edinebileceği onur, şeref ve haysiyet miktarınca, alabileceği zevk, sevinç, mutluluk, sevgi ve huzur miktarınca, artık göremeyeceği yıldızlar, çimler ve kumsaldaki kum tanecikleri adedince, hayal edebileceği hayalleri miktarınca, Maktulün ölüm anında çektiği acı miktarınca, aynı şekilde onun ailesi, akrabaları, sevenleri ve onun için üzülenlerin duyacakları acı, üzüntü ve görecekleri zarar  miktarınca ve bütün bunlarla birlikte Yüce Allah’ın, tabiatın ve kamunun yasağını çiğneme oranında hakka girmiş olacaktır. Bu hakların her biri için bir saat cehennemde yansa bu katrilyonlarca yıldan daha fazla eder. Aslında haksız yere bir insan öldürmek yeryüzündeki bütün canlıları, bütün cansızları, bütün yıldızları, Ay’ı, Güneş’i, renkleri, kokuları, tatları, duyumları, mevsimleri, rüzgarı, bilgiyi, serveti, sevgiyi, şefkati, merhameti, iyiliği, hayalleri, yerleri, gökleri kısacası bütün her şeyi yok etmek demektir.  Çünkü ölen kişi bunların hepsinden yoksun kalacaktır. Dolayısıyla hepsi gasp edilmiştir. Üstelik sonsuza kadar bir daha dünyaya gelme şansı olmayacaktır. Kişi bu suçu ırk, renk, dil, din, mezhep, cinsiyet, coğrafya, statü ve benzeri bir saik ile işlemişse kuşkusuz bu suç katlanarak artacaktır.  Kişinin ölümü hak edip etmediği konusu da kişi ve kesimlere göre belirlenemez. Kişinin ölümü halinde yoksun kalacağı haklar dolayısıyla katilin hesabını vermek mecburiyetinde olduğu sonuçlar, Yüce Allah ve yukarıda izah edildiği gibi O’nun koyduğu tabii yasalar belirlemiştir.

 

İmtiyaz ve ayrımcılık konusu hariç aynı ölçüler iyilikler için de geçerlidir. Ahiret günü büyük hesaplaşmada bütün iyilikler, kötülükler ve adaletsizliklerin birim sayısı ve miktarları çıkarılacak, adaletsizlikler kötülüğe çevrilecek, kötülük ve iyilikler birbirinden çıkarılacak ve ortaya net iyilik veya kötülük yükü çıkarılacaktır. Eğer işlenen kötülükler kul hukuku değilse iyiliklerin artması kurtuluşa sebep olacaktır. Ancak işin içinde kul hukuku varsa iyiliklerin kötülüklerden çok olması kişiyi kurtaramayacak, hak sahibinin affını da gerektirecektir. Şirk, küfür ve kul hukuku hariç Yüce Allah dilerse kişileri affedebilir. Af için geçerli olan kriterler yine herkes için aynıdır. Şirk ve küfür gibi affedilmeyecek suçlar da yine herkes için aynıdır. Kişi henüz dünyada yaşıyorken şirk ve küfürden vazgeçerse yine affedilecektir. Bu af yine bütün herkes için geçerlidir. Kim içtenlikle pişman olur, tövbe eder ve Yüce Allah’tan af dilerse Yüce Allah bağışlayan ve affetmeyi sevendir. Bu fırsat hiçbir ayırıma tabi tutulmadan ve mutlak bir adalet ile bütün insanlara ve cinlere verilmiştir. Adalet iyilikten daha önceliklidir. 

Z. Abidin TOPRAK

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Onu nasıl hayal etmek isterdiniz?

13.01.2021

Sevdiğiniz bir insanı nasıl hayal etmek istersiniz? Fiziğini, giyimini, yaşını, karekterini, eylem, düşünce ve yaklaşımlarını nasıl tasvir edersiniz? Sözgelimi onu kusursuz görebilir veya ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

23.11.2020

              Her şey ne demektir? Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman,...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu?

20.11.2020

Hemen hemen herkesin farkında olduğu, dillendirdiği, hayret ettiği fakat nedenini bilmediği veya anlamlandıramadığı olaylardan biri de; zamanın son yıllarda daha büyük bir hızla akıp gitmesi konusudur? Neden çocukluğumuza göre zaman daha hızlı geçiyor? Bir çok insan bunun nedenini; ulaşım, iletişim, üretim, tüketim ve iş teknolojilerindeki hızlı...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

16.11.2020

Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay gerçekleşecek. Elinizi tekrar fincana uzattığınızda fincanınızın bir tas kadar büyüdüğünü göreceksiniz. Büyük bir şaşkınlıkla elinizi çekip fincana odaklanacaksınız. Şaşkınlığınız her saniye artmaktadır, çünkü fincan her saniye düzenli ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını ve Erkeği Tasarlamak

02.11.2020

Bir erkek için kadın ne kadar caziptir? Aynı şekilde bir kadın için erkek ne kadar caziptir? Her bir soruyu muhatabına sormak daha anlamlıdır. Henüz yaratılmazdan önce erkek-dişi veya kadın ve erkek gibi iki cazip cinsiyet kimin aklına gelebilirdi? Kim bunları tasarlayıp h...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kapılardaki Yazı

30.10.2020

Adam hayretler içindeydi. Alacaklı olduğu herkes onar dakika arayla kendisine borcunu ödemeye geliyordu. Borçluların başına saksı mı düşmüştü, yoksa gece hep beraber rüya mı görmüşlerdi?  Hiçbir umudu kalmamışken bir anda iflastan kurtulmuş ve tekrar eski zenginliğine kavuşmuştu. Art...


Devamını Gör