İpek Yolu Haber Ajansı

Her Şey Ne Kadardır? (Evrenin Miktarı)






Evren beş ana varlıktan oluşuyor. Bunlar; uzay, zaman, madde, enerji  ve bilgidir. Evren 13.8 milyar yıl önce Big-Bang (Büyük Patlama) ile bir sıfır hacim içinde (yoktan) var edildi. Bu olay en büyük istisnaydı.  Bu olaydan önce evren için uzay, zaman, madde, enerji ve bilgi yoktu. Bu yüzden evrenin kendisi de yoktu.  Evrenin yaşı, iki veri üzerinden hesaplanarak tespit edilmiştir. Biri kızıla kayma değeri, diğeri de kozmolojik mikrodalga arka alan fon ışınımının sıcaklık değeridir. Bu iki veri büyük oranda birbiriyle  örtüşerek evrenin yaşını, artı veya eksi yönde iki yüz milyon yıllık hata payı ile 13.8 milyar yıl olarak vermektedir.  İlkin uzay, zaman ve enerji var oldu. Bu ilk zaman dilimi bir saniyenin (aynı zamanda ilk saniyenin) 10 üzeri 43‘te biri kadar olan zaman dilimini ifade eder. Yani bir saniyenin on katrilyon kere yüz katrilyon kere yüz katrilyonda biri kadarlık bir süreyi ifade eder. Bu zaman dilimi, zamanın en küçük parçasıdır. Herhangi bir olay, bu süreden daha az bir miktarda gerçekleşemez. Bu olaydan 380 bin yıl sonra da madde var olmaya başladı.  Maddenin var olmasıyla birlikte kütle çekim kuvvetti de büyük birleşik kuvvetten ayrışıp bağımsız bir kuvvet olarak var olmaya başladı. Böylece evreni oluşturan beş ana unsur, var olmaya başlamıştı. İlk Planck zamanında evreni oluşturan uzay, zaman, madde, enerji ve bilginin hepsi en küçük nokta  (Planck uzunluğu: 10 üzeri -35 metre) içinde tek bir şeydi. Bu evrede evrenin toplam zamanı bir Planck zamanı, toplam çapı ise bir Planck uzunluğu kadardı. Bütün enerji de bu zamanın ve bu çapın içindeydi. Tabii bu döneme ait bilgi de aynı şekilde bu çap ve zamanın içiyle sınırlıydı. Bu evredeki toplam bilgi, her şeyin en küçüğü ve en azı olan  Planck zamanı, Planck uzunluğu ve Planck enerjisinin özelliklerinden ibaretti.  Peki evrene ait uzay, zaman, enerji, madde ve bilginin günümüzdeki miktarları ne kadardır?

Uzay Miktarı

Evren ilk yaratıldığı anda sahip olduğu toplam uzay miktarı bir Planck uzunluğu kadardı. Yani bir metrenin 10 katrilyon kere yüz katrilyonda biri kadarlık bir çapa sahipti. Fakat o andan günümüze kadar hızla genişledi. Eğer evren ışık hızında genişliyor olsaydı evrenin bu günkü  yarıçapı 13.8 milyar ışık yılı olacaktı.  Fakat yapılan hesaplamalara göre evrenin yarıçapı 46,5 milyar ışık yılıdır. Bundan anlaşılıyor ki evrenin genişleme hızı  ışık hızından daha fazla gerçekleşmiştir.  Evrenin bir evresinde genişleme hızı üstel bir şekilde artmıştır. Buna enflasyon denir.  Bu yüzden evrenin bu günkü çapı 93 milyar ışık yılıdır. Bu çap halen genişlemektedir ve ileride daha büyük boyutlara ulaşacaktır. Buna görünür evren (ışığın bize ulaştığı veya ulaşma ihtimalinin olduğu uzaklık) denir. Ancak bu gün itibariyle bundan daha uzakta olan gök cisimlerini ileride de görme ihtimalimiz yoktur. Çünkü bu kritik eşikten daha uzaktaki gök cisimlerinden gelen ışık, uzayın genişleme hızıyla baş edemeyeceğinden sonsuza kadar bize ulaşamayacaktır. Bu kritik eşiğin altında kalan uzaklıklarda ışık bize doğru yol aldıkça ışığın vardığı her nokta bir önceki noktaya göre evrenin genişleme hızından daha az bir hızla muhatap olmaktadır. Bu da evrenin ömründen daha fazla bir uzaklığa sahip cisimlerden gelen ışığın evrenin ömrü içinde bize ulaşmasını sağlamaktadır. Çünkü evrenin genişlemesi üzümlü bir kekin kabarması gibidir. Üzümlü kek pişerken kabarır. Bu kek kabarırken (genişlerken) birbirinden en uzak olan üzüm taneleri birbirinden daha büyük bir hızla uzaklaşırken, birbirine daha yakın olanlar daha küçük bir hızla uzaklaşırlar. Ya da sönük bir balonun üzerine işaretlenen noktalarda olduğu gibi balon şişirildiğinde birbirine en uzak olan noktalar birbirinden daha hızla uzaklaşırken, birbirine daha yakın olan noktalar birbirinden daha az bir hızla uzaklaşırlar. Balon söndürüldüğünde de uzak noktalar daha hızlı, yakın noktalar daha yavaş yakınlaşır. Işık, uzayın genişlemesine karşı böyle bir söndürme işlevini görüyor. Işığın hızı sabittir,  fakat ışık, geçtiği her noktada bir önceki noktaya göre evrenin genişleme hızından daha az bir azalmayla karşılaşmaktadır.  Bu da evrenin ömründen daha uzak olan yıldızlardan gelen ışığın bize evrenin ömrü süresi içinde ulaşmasını sağlamaktadır.  Eğer evren küresel bir yapıya sahipse görünür evrenin uzaysal miktarı (hacmi) 93 milyar ışık yılı çapında küresel bir hacme eşittir. Doğal olarak görünür evrenin çevre uzunluğu da 292 milyar ışık yılıdır. (Bir ışık yılı, 9,46 trilyon kilometredir.)

Zaman Miktarı

Evren ilk yaratıldığında sahip olduğu toplam zaman miktarı bir Planck zamanı kadardı. Yani bir saniyenin on katrilyon kere yüz katrilyon kere yüz katrilyonda biri kadardı. Zamanın yaşı ve geçmişi hepsi bu kadardı. Fakat uzayın genişlemesiyle birlikte zaman da genişleyerek çoğaldı. Bu gün zaman, 13.8 milyar yıl yaşındadır. Zamanın toplam sayısal miktarını bulmak için önce 13.8 milyar yılı saniyelere bölüp her bir saniyeyi de Planck zamanlarına yani 10 üzeri 43’e bölmemiz gerekiyor. Bu da yaklaşık olarak 8×10 üzeri 60’a eşit bir sayıdır. Fakat bu miktar, zamanın toplam miktarını değil uzayın ilk noktası (İlk Planck uzunluğu) üzerinden geçen miktarını ifade ediyor. Zamanın toplam miktarını bulmamız için artan her bir Planck zamanından birini eksiltip bir Planck zamanı içinde genişleyen uzay noktalarından bir Planck uzunluğunu ilave ederek mevcut zamanı mevcut Planck uzunluklarına çarpmamız sonra da hepsini toplamamız gerekiyor. Böylece her bir an içindeki zamanın sayısal miktarı ile her bir an içindeki uzayın sayısal miktarını çarparak sonra da bulunan her bir sayıyı alt alta toplayarak evrenin bütün noktaları üzerinden geçen toplam zaman miktarını bulmuş olacağız. Fakat bu hesaplamayı yapmak için henüz erkendir. Çünkü evrenin genişleme aşamaları hep aynı oranlar dahilinde gerçekleşmemiştir. Enflasyonist genişleme aşamaları dahil her bir Planck zamanında evrenin ne kadar genişlediği tespit edildiği takdirde gelişmiş bilgisayarlar aracılığı ile zamanın toplam sayısal miktarı da bulunabilecektir. Bu gün itibariyle uzayın ilk noktası (ilk Planck uzunluğu) üzerinde gerçekleşen zaman miktarı yıl olarak 13,8 milyar, Planck zamanı olarak da 8×10 üzeri 60’ Planck zamanı kadardır.

Madde ve Enerji Miktarı

Madde ve enerjinin ikisini aynı başlık altında toplamamızın nedeni ikisinin de aslında aynı şey olmasından kaynaklanıyor. Madde, enerjinin kütle kazanmış bir türüdür. Nitekim evren yaratıldığı ilk anda uzay ve zaman haricindeki evrenin yüzde yüzü enerjiden oluşmaktaydı. Başlangıçta bütün enerji türleri tek bir enerjiydi. Bu evredeki bütüncül enerji, büyük birleşik kuvvet olarak adlandırılmaktadır. Evrenin yaratıldığı il patlama anından sonra evrenin genişlemesiyle birlikte enerji parçacıkları da uzaya saçılmaya başladı. Bu ilk enerji parçacıklarına kozmik arka alan fon radyasyonu denir. Bu parçacıklardan bir kısmı ise Higs parçacığıydı.  Diğer enerji parçacıkları Higs parçacığı alanından geçerken kütle kazanmaya başladı. Böylece yaradılış anından  380 bin yıl sonra ilk madde ve ilk element olan Hidrojen atomunun çekirdeğindeki hadronlar ve kuarklar  (atom altı parçacıklar) var oldu. İlk maddenin var olmaya başlamasıyla büyük birleşik kuvvet de; güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvet ve kütle çekim kuvveti şeklinde dört ana kuvvete ayrıldı.  Fakat enerjinin maddeye dönüşümü devam etti. Enerji, korunum kanununa tabi olduğundan toplam miktarı azalıp çoğalmaz, sadece farklı enerji türlerine dönüşebilir. Nitekim madde de enerjinin dönüştüğü enerji türlerinden biridir. Fakat madde, enerjinin diğer ana türlerinden çok farklı olduğu ve kütle kazanmış olduğu için (diğer enerji türleri kütlesizdir) bu yüzden artık enerji olarak değil madde olarak tanımlanmıştır. Madde, enerjiye, enerji de maddeye dönüşebilir. Maddeler de kendi aralarında farklı element ve bileşiklere, enerjiler de kendi aralarında farklı enerji türlerine dönüşebilir. Fakat bu dönüşümler uygun koşulların oluşmasına bağlıdır. Bilinen dört ana enerji türlerinden güçlü nükleer kuvvet atom çekirdeklerini ve daha alt parçacıklarını bir arada tutan kuvvettir. Bu kuvvet bilinen dört kuvvet türünün en güçlü olanıdır. Milyarlarca ton ağırlığı tek bir atomun üstünde yoğunlaştırsanız da bu atomun çekirdeğini dağıtamazsınız. Bunun nedeni nükleer kuvvettir. Zayıf nükleer kuvvet, nötronların protonlara bozunmasından sorumlu bir kuvvet türüdür. Kütle çekim kuvveti, kütleli maddelerin birbiri üzerine uyguladıkları çekim kuvvetidir. Bizi ve nesneleri yeryüzünde bir arada tutan kuvvet budur. Herhangi bir cismin havada durmayıp düşmesine neden olan kuvvet de budur. Sıklıkla şahit olduğumuz, hareket, sürtünme, ısı ve ışık enerjisi ile elektrik ve manyetik enerjilerinin tümü elektromanyetik enerji türüdür. Elektromanyetik enerji, elektronu çekirdeğe, atomları ve molekülleri de birbirine bağlayan kuvvettir. Elektronların yörünge değiştirmesi, başka bir atoma bağlanması, temas etmesi, direnç göstermesi veya yer değiştirmesi ısı, ışık, sürtünme, elektrik  veya manyetik enerjilerin elde edilmesini sağlıyor. Ancak saydığımız bu dört ana enerji türünün dışında kalan ve bunların hepsinden daha fazla olan bir enerji türü daha var ki bu da karanlık enerjidir. Karanlık enerji, madde ve diğer enerjilerle etkileşime girmeyen, doğrudan gözlemlenemeyen bir enerji türüdür. Bu enerjinin, evrenin genişlemesinden sorumlu olduğu düşünülüyor.  

Maddeler ise karanlık madde ve görünür madde olmak üzere iki ana sınıfa ayrılır. Karanlık madde kütle çekim kuvvetinin dışında hiçbir belirti ve etkileşim göstermeyen ve karanlık enerjide olduğu gibi doğrudan gözlemlenemeyen bir madde türüdür. Yapılan araştırmalarda bir galaksiyi bir arada tutmak için gereken kütle çekim kuvvetinden daha fazlasına ihtiyaç duyulduğu saptanmıştır. Böylece ihtiyaç duyulan bu ilave kuvvet karanlık maddenin kuvveti olarak tanımlanmıştır. Karanlık madde yerelde evrenin genişlemesine karşı direnç göstererek galaksilerde bulunan yıldız, gezegen, meteor, toz ve gazların dağılmasını önlemektedir. Galaksilerde bulunan kara delikler ile görünür maddelerin çekim kuvveti bunu sağlamak için yeterli değildir.

Görünür madde ise madde ve anti madde olmak üzere iki kategoriye ayrılır. Anti madde Big-Bang’den (Büyük Patlamadan) sonra madde ile birlikte var oldu. Madde ve anti madde karşılaştıklarında birbirini yok edip enerjiye dönüşürler. Evrenin yaratıldığı ilk evrede madde ve anti madde parçacıkları çarpışarak enerjiye dönüştü. Ancak madde çok az bir farkla anti maddeden fazlaydı. O yüzden bu gün evrende bulunan görünür maddenin tamamı bu artık maddeden geriye kalan kısmıdır. Anti madde atom altı parçacık düzeyindeki madde parçacıkları ile aynı kütle ve spine, fakat zıt yüklere sahip olan madde türüdür. Elektronun anti maddesi pozitrondur ve artı yüklüdür. Anti maddenin dışında kalan bu görünür madde ise  bir atoma bağlanmış olan madde ile bir atoma bağlanmamış olan madde olmak üzere iki ana sınıfa ayrılır. Bir atoma bağlanmamış olan elektron, nötron ve protonlar gibi serbest halde bulunan atom altı parçacıklara plazma denir. Bir atoma bağlanmış olan maddeler ise periyodik tabloda gösterilen 118 elementten oluşmaktadır. Bu elementlerin bir kısmı kararlı bir kısmı kararsızdır ve her birinin kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Elementler bu özellikleri sayesinde karışım ve bileşik yaparak bildiğimiz cisimleri oluştururlar. Maddeler, ortam ve özelliklerine göre katı, sıvı, gaz ve plazma halinde bulunabilirler. Gezegenler element üretemezler. Hafif elementler, güneşlerde (yıldızlarda), ağır elementler de süpernova veya hipernovaya dönüşebilen yıldızlarda üretilirler. Daha sonra gerçekleşen şiddetli patlamalar sonucunda toz ve partiküller halinde uzaya savrulur ve milyonlarca yıl uzayda yolculuk yaptıktan sonra gezegenlere  düşerler.

Bu açıklamalardan sonra madde ve enerjinin evrendeki oransal dağılımına geçebiliriz. Yapılan hesaplamalara göre günümüzde madde ve enerji bağlamında evrenin % 74’ü karanlık enerjiden, %22’si karanlık maddeden, % 3,6’sı gaz ve toz bulutlarından (Nebula), % 0,4’ü ise bildiğimiz galaksi, güneş, yıldız, gezegen, gezegenimsi ve meteorlardan oluşmaktadır. Böylece görünür madde ve anti maddenin toplamı (Plazma, gaz, toz, katı ve sıvı maddelerin toplamı) sadece % 4 oranındadır. Evrenin %0,4’üne tekabül eden galaksi ve yıldız sistemleriyle ilgili olarak ortalama bir galakside 200  milyar güneş sistemi ve evrende yaklaşık 400 milyar galaksi olduğu tahmin edilmektedir. Böylece yaklaşık olarak evrende en az 300 sekstilyon (3 × 10 üzeri 23 ) adet yıldız sistemi olduğu tahmin edilmektedir.  Bu hesaplamalar; ışığın miktarı, dalga boyu, genliği, frekansı, kızıla kayması, maviye kayması, kütle çekim kuvveti, evrenin genişleme hızı, kozmik arka alan fon radyasyonunun sıcaklığı, galaksilerin kaçış hızları, mesafe ve yoğunluk ölçümleri sonucu elde edilmektedir. 

Bilgi Miktarı

Bu gün itibariyle evrende toplam ne kadar bilgi mevcuttur? Bunu kabaca hesaplamak bile son derece zordur. Bir satranç oyununda oynanabilecek farklı oyun sayısının 10 üzeri 120 olduğu düşünüldüğünde evrendeki toplam bilginin ne kadar olabileceğini algılamak bile son derece zordur. Öyle ki satrançta oynanabilecek farklı oyun sayısı evrendeki bütün atomların sayısından daha fazladır. (Evrendeki toplam atom sayısı yaklaşık: 10 üzeri 79’’dur.) Çoğu insan evrendeki toplam bilginin sonsuz olduğunu düşünür. Bir cismin uzayda sonsuz konumda, sonsuz hareket türleri içinde, sonsuz yön türlerinde ve sonsuz zaman kesirleri içinde bulunabileceği dikkate alındığında evrendeki bilginin de sonsuz olacağı sanılmaktadır. Halbuki kuantum fiziği uzay, zaman, madde ve enerjinin kesirlerine sınırlama getirmiş ve bunların sonsuza kadar bölünemeyeceğini kabul eder. Kuantum fiziği evreni oluşturan dört ana varlığı kuantalar (miktarlar) üzerinde açıklar. Buna göre zamanın bölünemeyen en küçük miktarı Planck zamanı, uzayın ve maddenin bölünemeyen en küçük miktarı Planck uzunluğu ve enerjinin bölünemeyen en küçük miktarı da Planck enerjisidir. Planck zamanının bölünememesinin nedeni bu zaman dilimine bir Planck enerjisinden daha fazla bir hareketin, ya da bir Planck uzunluğundaki bir uzay veya madde miktarından daha fazlasının sığamıyor oluşudur. Aynı şey Planck uzunluğu, ve Planck enerjisi için de geçerlidir. Bu yüzden bu miktarlar daha alt kesirlere bölünemez ve sonsuza kadar gidemez. Bu da evrende karşılığı bulunan toplam bilginin sonsuz olamayacağını gösterir. Matematiğin konusu olan sonsuz sayılar kümesi ise ne evrende ne de zihinlerde karşılığı olan bir bilgidir. Çünkü evrendeki uzay, zaman, madde ve enerji parçacıklarının sayısı ve bunların alabilecekleri maksimum konum sayıları sonsuz değildir. Yine insan zihni, sayılar kümesini bir yerde baypas ederek sonsuz sayısına ulaşmaya çalışır. Aslında hiç kimse bu sayıya ulaşamamıştır ve ulaşması da mümkün değildir. Yani bir çeşit hile yaparak bu sayıya ulaşırız. Aslında sayılarda karşılığı olan en büyük sayı, evrendeki uzay, zaman, madde ve enerji parçacıklarının alabilecekleri maksimum farklı konum sayısına eşittir. Geri kalan, karşılığı bulunmayan  ve sonsuza kadar gittiği varsayılan sayıların tamamı ise aslında tek bir sayısal bilgidir ve bu tek bilgi de insan zihninin çalışma sisteminin içinde ve dolayısıyla  evrende karşılığı bulunan maksimum sayısal bilginin içinde yer almaktadır. Buraya kadar evrende karşılığı ola toplam bilginin sonsuz olamayacağını gördük. Toplam bilgiyi hesaplamak için öncelikle uzay, zaman, madde ve enerjiye ait bütün parçacıkları (en küçük Planck miktarlarını) bütününden ayırıp hepsini müstakil parçacıklara dönüştürmemiz gerekiyor. Ne kadar büyük olursa olsun bu bize bir sayı verecektir, fakat bu sayı evrendeki toplam bilgiyi vermez. Toplam sayısal bilgiye ulaşmak için bütün bu parçacıkların en, boy, yükseklik, zaman  ve eğer varsa diğer ilave boyutlar da dahil tüm boyutlar üzerinde alacakları maksimum farklı konum sayısını hesaplamak gerekecek. Bu durumda evrendeki toplam sayısal bilgi miktarı bir googoldan (10 üzeri100) daha büyük; ancak 1 googolplexten    ( Bir googolplex = 10 üzeri googol ) daha küçük  olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu bilginin sayısal değeri o kadar büyüktür ki evrenle ilgili bir karşılığa tekabül eden, her neyi hayal ederseniz edin içinde hayalinize karşılık gelen bilgiyi bulabileceksiniz. Bu bilginin içinde sizin ( Tabii ki sizin dışınızdaki diğer bütün herkesin ve her şeyin) geçmişi, geleceği, yaşadığı, yaşayacağı, yaşamadığı ve yaşayamayacağı bütün her şeyin ve her halin bilgisi hem mikro ölçekte hem de makro ölçekte kayıtlı bulunabilecektir. Hayatınız boyunca kullandığınız kelimelerin neler olduğundan ne kadar olduğuna kadar,  nesnelerin her hali, söz gelimi toplam domates sayısından, bu domateslerin her türlü niteliğine kadar bütün her şeyin hem her türlü niceliği hem de her türlü niteliği ile ilgi bilgi, bu sayının dışında olmayacaktır. Konuşan taşlardan, havada uçan fillere kadar aklınıza gelebilecek en uçuk en inanılmaz ve en sıra dışı senaryolara kadar evren ve parçacıklarına ait bütün olasılıklar bu sayının sınırları içinde yer alacaktır. Bunların pratikte olanaklı olup olmadığı önemli değildir, burada sözünü ettiğimiz doğru veya yanlış her türlü bilgidir. Havada uçan canlı balıkları hayal edebiliyorsanız ve canlılık, hava, uçmak ve balık bu evrene ait varlıklar ise hayal ettiğiniz şey evrende karşılığı olan bir bilgidir.

Z. Abidin TOPRAK

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kara Delikler

18.03.2021

Kara delikler birer maddedir. Kara delikleri anlamak için öncelikle maddenin nasıl oluştuğu, nasıl topaklandığı ve kütle çekim kuvvetinin uzay ve zamanı nasıl deforme ettiğini bilmek gerekiyor. Kütlesi olan her varlık kütle çekim...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zamanda Yolculuk Yapılabilir mi?

17.02.2021

Aslında ışık ve ışık hızında yol alan enerji parçacıkları hariç diğer her şey zamanda yolculuk yaparlar. Yolculuk denince çoğu insan bunu uzayda  yapılan yolculuk olarak anlıyor. Teorik olarak yolculuk uzayda, zamanda ve ikisinde olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Uzay veya zamanın  iki noktası  arasında alınan mesafeye yolculuk d...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

İhtiyaç, Kaynak ve Bölüşüm Problemi

12.02.2021

Eğer ihtiyaçlar sınırlı ve kaynaklar sınırsız olsaydı iktisat bilimine gerek olmazdı.  Tıpkı hastalık ve ölümün olmaması halinde tıp bilimine ihtiyaç duyulmayacağı gibi. Fakat insan ihtiyaçları sonsuz, dünya kaynakları ise sınırlıdır. Bu, ihtiyaç – kaynak ilişki...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Onu nasıl hayal etmek isterdiniz?

13.01.2021

Sevdiğiniz bir insanı nasıl hayal etmek istersiniz? Fiziğini, giyimini, yaşını, karekterini, eylem, düşünce ve yaklaşımlarını nasıl tasvir edersiniz? Sözgelimi onu kusursuz görebilir veya ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Adalet mi, İyilik mi?

27.11.2020

Adalet kavramı  iyilik veya kötülük kavramlarından daha farklı bir durumu ifade eder.  Adalet; iyilikte de kötülükte de eşit fırsatlara sahip olmayı ifade eder.  Yüce Alla...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

23.11.2020

              Her şey ne demektir? Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman,...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu?

20.11.2020

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu? ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

16.11.2020

Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay gerçekleşecek. Elinizi tekrar fincana uzattığınızda fincanınızın bir tas kadar büyüdüğünü göreceksiniz. Büyük bir şaşkınlıkla elinizi çekip fincana odaklanacaksınız. Şaşkınlığınız her saniye artmaktadır, çünkü fincan her saniye düzenli ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını ve Erkeği Tasarlamak

02.11.2020

Bir erkek için kadın ne kadar caziptir? Aynı şekilde bir kadın için erkek ne kadar caziptir? Her bir soruyu muhatabına sormak daha anlamlıdır. Henüz yaratılmazdan önce erkek-dişi veya kadın ve erkek gibi iki cazip cinsiyet kimin aklına gelebilirdi? Kim bunları tasarlayıp h...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kapılardaki Yazı

30.10.2020

Adam hayretler içindeydi. Alacaklı olduğu herkes onar dakika arayla kendisine borcunu ödemeye geliyordu. Borçluların başına saksı mı düşmüştü, yoksa gece hep beraber rüya mı görmüşlerdi?  Hiçbir umudu kalmamışken bir anda iflastan kurtulmuş ve tekrar eski zenginliğine kavuşmuştu. Art...


Devamını Gör