İpek Yolu Haber Ajansı

Kaçınılmazlık






Kaçınılmazlık deneyden daha güçlü bir argümandır. Deney düzeneklerinde hesaba katılmayan küçük bir ayrıntı olabilir ve bu ayrıntı yüzünden deneyin sonucu farklı çıkabilir veya sonuç aynı olduğu halde neden farklı olabilir. Fakat kaçınılmazlık alternatifsiz seçenektir.  Eğer  2+X = ? diye bir soru sorulursa hem X’in değeri için sonsuz seçenek söz konusudur, hem de X’in alacağı değere bağlı olarak işlemin sonucu için sonsuz seçenek söz konusudur. Fakat eğer X’in değerini belirlerseniz işlemin sonucu, işlemin sonucunu belirlerseniz X’in değeri tek seçeneğe çöker. Tek seçenekler alternatifsiz, zorunlu ve kaçınılmaz sonuçlardır. Bu sonuçlar tartışmasız doğrudur ve deneyden daha güçlü bir niteliğe sahiptir. Eğer işlem: 2+X= 5 şeklinde verilip X’in değeri sorulsaydı X’in değeri sonsuz olasılıktan çıkıp alternatifsiz, tek ve kaçınılmaz bir sonuca evrilirdi. Bu sonuç da zorunlu olarak net, kesin ve doğru olurdu. Böyle bir sonuç karşısında insanların farklı yorum, farklı görüş ve farklı tercihleri ortadan kalkardı. Bu işlem için herkes X’in değerine 3 demek zorunda kalacaktır. Çünkü artık bu sonuç kişiden kişiye veya yerden yere değişmeyen zorunlu ve kaçınılmaz bir sonuçtur.

 Eğer dünyadaki bütün insanlar ve onlardan önce yaşayanlar falanca adaya hiçbir canlı ayak basmamış ve hiçbir canlı orada yaşamamıştır diye inansaydı, sonra bu inanış, adaya ayak basmaksızın çeşitli araştırma, gözlem ve deneylerle de doğrulanmış olsaydı, bu inanışın % 99 oranında doğru olduğuna ancak bununla birlikte  bir ihtimal olarak gözlem, deney ve araştırmalarda hata payının da olabileceğine inanırdınız. Yani sonuç ve seçenekler kaçınılmaz olmazdı. Fakat daha sonra yeni icat edilmiş özel bir araçla adaya ilk ayak basan kişi olarak gitseydiniz, adada ayak izlerini görseydiniz, bu ayak izleri sizi adanın derin bir mağarasının kapısına götürseydi, mağarada plastik bir masa, masanın üstünde porselen bir vazo, su dolu cam bir bardak ve masanın çekmesinde de kağıda yazılmış akrostişli, kafiyeli, heceli ve anlamlı bir şiir görseydiniz, sonra şiiri okuduğunuzda  çok iyi bildiğiniz kişi ve mekanlardan söz ettiğini görseydiniz bu defa adaya ilişkin iddia hakkında ne düşünürdünüz?  Kuşkusuz bu aşamada iddia hakkında bir yorum ve tercih yapma hakkınız kalmaz, sizden önce canlı birinin bu adaya ayak bastığı konusunda tek, alternatifsiz ve kaçınılmaz  bir seçenekle karşı karşıya kalırdınız. Böylece bütün olasılıklar tek seçeneğe çökmüş olurdu. Burada sizden önce adaya ayak basan kişinin adaya ulaşım imkansızlıkları bu gerçeği değiştirmez. Yani; “Ama bu nasıl olur, bu imkansız” demeniz gerçeği ortadan kaldırmayacak. Adaya ayak basan kişiyi hiç görmeseniz, hiç tanımasanız, hiç tespit etmeseniz ve bu kişinin adaya ayak basmasının  ne kadar imkansız olduğunun farkında da olsanız bu kişinin sizden önce adaya ayak basmış olduğu gerçeği  tek seçenektir ve kaçınılmaz sonuçtur.

Kaçınılmazlık yöntemini en çok bilim insanları ve öğrenciler kullanır. Öğrenciler çoktan seçmeli sorularda verilen beş cevap seçeneğinden dördünü kesin olarak eledikten sonra geri kalan seçenek  hakkında hiçbir bilgileri olmasa bile bu seçeneğin doğru cevap olduğundan emin olurlar. Emin olmakta da haklıdırlar çünkü geriye kalan seçenek tek ve alternatifsiz seçenektir ve bu seçeneğin doğru olması kaçınılmazdır. Nitekim sınav sonuçları açıklandığında sonucun bekledikleri gibi olduğunu görürler. Bilim insanlarının da en sık başvurdukları yöntem; kuram, deney, gözlem, istatistik, matematik ve kaçınılmazlık gibi yöntemlerdir.  Esasen bu yönetmelerin hepsinde hedeflenen temel amaç kaçınılmaz sonuca ulaşmaktır.  Mantık bilimi de olasılıkları sınırlamayı, azaltmayı ve nihayetinde kaçınılmaz sonuca ulaşmayı hedefleyen bir bilimdir.  Mantık bilimine göre koşullu önerme veya önermeler doğru ise sonuç kesin olarak doğru ve kaçınılmazdır. Söz gelimi; sadece maddeler kütle çekim kuvvetine sahiptir, ışık madde değildir, o halde ışık kütle çekim kuvvetine sahip değildir işleminde sonuç bildiren son önerme kesin ve kaçınılmazdır. Burada önemli olan koşullu önermelerin kesin olarak doğru olmasıdır. Koşullu önermeler kesin olarak doğru ise sonuç bildiren önerme kesin olarak doğru ve kaçınılmazdır. Aynı yöntem olasılıklı sonuçların sınırları içinde geçerlidir. Sözgelimi; odada beş insan vardır, bunlar; ya hepsi erkek, ya hepsi kadın ya da bir kısmı erkek bir kısmı kadındır. Buna göre kadın veya erkeğin sayısı hakkında; “beşten fazla ve birden küçük değildir” şeklindeki bir önermeyle kaçınılmaz sonuca ulaşılabilir.

Bilim insanları, daha önce görmedikleri, dokunmadıkları ve hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadıkları bir çok olay ve olguyu kaçınılmazlık yöntemiyle keşfetmişlerdir. Nitekim yıllar sonra deneylerle kanıtlanmış ve sonucun önceden öngörüldüğü gibi olduğuna tanık olmuşlardır. Karadelikler, Higgs Parçacığı, Kozmik ışınların sıcaklık değeri, periyodik tabloda söz konusu dönem için henüz keşfedilmemiş bir takım elementler, ağır kütleli cisimlerin yakınından geçen ışığın cisme doğru eğim göstermesi, kırmızıya kayan ışığın evrenin geçmişini göstermesi, evrenin tek yönlü olarak genişlemesi gibi bir çok olay ve olgu daha önce hiçbir deney yapılmaksızın kaçınılmazlık yöntemiyle önceden keşfedilmiştir. Bunların hepsi daha sonra çeşitli denklem ve deneylerle ispatlanmıştır. Hatta milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki gezegenlerin uzaklığı, madde dağılımı, hacmi ve yoğunluğu aynı yöntemle belirlenmektedir.

Deney, denklem, gözlem ve kaçınılmazlık yöntemlerinin en yakıcı konularından biri de Allah’ın varlığı konusunda yapılan tartışmalardır. Bu tartışmalarda anlaşma sağlanamamasının en önemli nedeni yanlış yöntemlerin kullanılmasıdır. Bir çok insan, Allah’ın varlığı konusunu deneye dahil ederek bilimsel deneylerle kanıtlandığı takdirde konunun netleşeceğini, gözlem ve deneyle kanıtlanmadığı takdirde de Allah’ın varlığından söz edilemeyeceğini savunur. Bu yöntemin savunucuları hem din konusunda hem bilim konusunda eksik bilgiye sahiptirler. Çünkü dine göre ilah olma sıfatının gereklerinden biri de Allah’ın deneye tabi olamayacağı şeklindedir. Çünkü Allah’ın sıfatlarından biri benzersizlik, diğer biri de hiçbir şeye ihtiyacı olmamaktır. Hiçbir şeye benzemeyen bir varlık evreni oluşturan ana unsurlardan  (uzay, zaman, madde, enerji, yön, hareket, durgunluk, hacim, ağırlık, renk, ve boyutların) hiçbirine tabi değildir. Dolayısıyla böyle bir varlığın deneye tabi tutulması yanlış ve olanaksızdır. Fakat buna rağmen Allah’ın varlığı kaçınılmazdır. Bunu anlamak çok zor değildir. Bilim insanlarının sıkça kullandığı ve deneyden daha güçlü olan denklem ve kaçınılmazlık yöntemiyle Allah’ın var olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Bunu anlamak için şöyle bir yöntem izleyebiliriz. İster simülasyon olarak kabul edilsin ister objekt olarak kabul edilsin evren bir varlıktır.  Bu varlık her türlü yöntemle kanıtlandığı için var oluşu kaçınılmazdır. Evrenin var olma nedeni için ise sadece üç seçenek vardır. Bu seçeneklerden iki tanesi elendiği takdirde üçüncüsünün doğruluğu kaçınılmaz olur.  Bu üç seçenekten biri evrenin sonsuzdan beri var olduğu, diğeri kendi kendini var ettiği, üçüncüsü de bir Yaratıcı tarafından var edildiği şeklindedir. Sonsuzdan beri var olması matematiksel olarak olanaksızdır. Çünkü sonsuzdan günümüze kadar ulaşabilmemiz için sonsuz kadar bir sürenin tüketilmesi gerekiyor. Sonsuz bir zaman tüketilemeyeceği için de bu güne ulaşmamız mümkün değildir. Bu güne ulaştığımıza göre sonsuz olmayan bir süreyi tüketmişizdir. Sonsuz olmayan bir süre ise bir  başlangıçça tabi olmak ve kaçınılmaz olarak sonradan var olmak anlamına gelmektedir. Zamanın göreli olması da bu gerçeği değiştirmemektedir. Çünkü göreli bir zaman da aynı matematiksel denkleme tabidir.  Zira sonsuzdan gelen göreli bir zaman da tüketilmezdir. Sonsuz bir zaman tüketilemeyeceği için evrenin bu güne gelmesi olanaksız olduğu gibi bundan önceki herhangi bir zaman dilimine ulaşması da olanaksızdı. Çünkü aynı durum geriye doğru zamanın bütün noktaları için de geçerlidir. Yani sonsuzdan gelen bir evrenin bir adım sonrasına ulaşması olanaksızdır. Bir cismin ışık hızına ulaşmasının olanaksız olmasındaki mantık da aynıdır. Bunun için sonsuz bir enerjiye ihtiyaç vardır ve sonsuz kadar enerji tüketilememektedir. Nitekim ışığın kırmızıya kayması üzerinde yapılan deneylerle evrenin 13,8 milyar yıl önce yoktan var edildiği kanıtlanmış ve büyük patlama (big-bang) denilen ilk yaratılma anından günümüze kadar geçen  her saniye artık bilinmektedir. Daha önemlisi zamanın kendisi de bu olayla birlikte yaratıldı. Yani zaman, bu gün itibariyle 13,8 milyar yıl yaşındadır ve kesinlikle sonsuz değildir.  Kuantum fiziğinin kurucusu Max Planck, enerji üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda zamanın da enerji gibi kesikli parçacıklardan oluştuğunu, bu parçacıkların zamanın en küçük parçacıkları olduğunu, ilk en küçük parçacığın da evrenin yaratıldığı ilk saniyenin 10 üzeri 43’te biri kadar olduğunu, bu sürenin daha küçük parçalara bölünemeyeceğini kanıtlayarak kuantum fiziğinin doğmasını sağladı. Max Planck, evreni oluşturan dört ana unsurun (uzay, zaman, madde ve enerjinin) tamamının sınırlı sayıdaki parçacıklardan oluştuğunu kanıtlayarak evrenin sonlu sınırlarını çizmiş oldu. Belirlenen bu kuantalara (miktarlara) da Planck Zamanı, Planck Enerjisi, Planck Uzunluğu ve Planck Kütlesi adı verildi. Böylece evrenin var oma nedenlerinden biri sayılan sonsuzdan beri var olma seçeneği bilim dünyasının gündeminden çıkarılmış oldu. Bu seçeneğin yanlış olduğu; denklem, deney, gözlem, mantık ve kaçınılmazlık dahil her türlü bilimsel yöntemle kanıtlanmıştır.

Evrenin var olma nedenlerinden biri olarak kabul edilen; “evrenin kendi kendisini yoktan var etmiş olduğu” yönündeki ikinci seçeneğe gelince; bu seçenek de bütün fizik yasalarına aykırıdır. İzafiyet kuramına göre enerjinin korunumu kanunu gereği evren henüz yokken ilave bir enerjiye sahip değildir. Sonradan da mevcut enerjisinin bir kısmını yok edemez.  Dolayısıyla henüz olmayan bir evren, olmayan bir enerjiyle kendi kendini yoktan var edemez. Yani evrenin kendi kendini yoktan var edemeyeceği kaçınılmaz sonuçtur. Bunun başka bir olasılık veya alternatifi yoktur. Bu durum mantık bilimine de aykırıdır. Çünkü olmayan bir varlığın güç ve enerjisi de yoktur. Güç ve enerjisi olan bir şey de zaten yok değildir. Fizik yasalarına göre bir şey ya vardır, ya da yoktur. İkisinin arası bir durum olanaksızdır. Hatta kuantum fiziğinin kurucusu Max Planck; yarım temel birim bir enerjinin yayılamayacağını söyler. Dolayısıyla yarım temel birim bir enerjiye dahi sahip olmayan yok durumundaki bir evren bu kadar enerji ve maddeyi yoktan var edemez. Enerjinin toplam miktarı değişmediği için evrenin var olmadan önceki enerjisiyle var olduktan sonraki enerjisi eşit olmalıydı. Eğer eşitse evrenin bu günkü toplam enerjisi iki kat olmalıydı. Halbuki evrenin mevcut enerjisini yine mevcut enerjiden çıkardığımızda geriye sıfır enerji kalıyor. İşte bu sıfır enerji evrenin var olmadan önceki enerjisidir. Sıfır enerjiyle hiçbir şey yoktan var edilemeyeceği gibi var olan bir şeye de etki yapmak mümkün değildir. Klasik fizik yasaları (Newton’un hareket yasaları) da  bunu zorunlu kılıyor. Uzay ve zaman birer enerji türü değildirler ancak uzay ve zamanın var olması ve varlığını sürdürmesi için enerjinin olması kaçınılmazdır. Çünkü zaman hareketten, uzay da zamandan bağımsız değildir. Zaman iki olay arasında geçen süre miktarıdır. Dolayısıyla olay (eylem/eylemsizlik ) olmadan zaman olamaz. Nitekim evren yaratılmazdan önce bir olay (enerji, eylem/eylemsizlik) olmadığı için zaman da yoktu. Evrenin var olma nedeni olarak bu seçenek çok fazla kullanılmamaktadır. Çünkü bu seçenek bütün fizik yasalarına, matematiksel denklemlere ve mantık bilimine aykırıdır. Doğrusu bu bir seçenek bile sayılamaz. Fakat kaçınılmaz sonuca ulaşmak için ne kadar uçuk olursa olsun her türlü iddia, seçenek ve olasılıkların elenmesi zorunludur.

Bu durumda evrenin var olma nedenleri için şu önermelerde bulunmak kaçınılmazdır. Evrenin var olduğu kesin ve tek seçenektir. Bunun var olması için sonsuzdan gelmek, kendi kendini var etmek, ve bir yaratıcı tarafından var olmak şeklindeki  üç seçenekten başka bir seçenek bulunmamaktadır. Bu üç seçenekten iki tanesi elendiği takdirde üçüncü seçeneğin doğruluğu kaçınılmaz olacaktır. Üç seçenekten biri olan sonsuzdan beri var olmak seçeneği yukarıda izah edildiği gibi kesin olarak yanlıştır. Kedini kendini var etme seçeneği de yukarı da izah edildiği gibi kesin olarak yanlıştır. Bu iki seçeneğin yanlış olduğu kaçınılmazdır. Dolayısıyla evrenin bir yaratıcısının olduğu kesin, alternatifsiz, tek seçenek ve kaçınılmazdır. Bu kaçınılmaz sonuçtan sonra Allah’ın gözle görülmemesi, deneylerle kanıtlanamaması ve algılanamaması bu kesin ve kaçınılmaz sonucu değiştirmez. Çünkü kaçınılmaz sonuçlar kanıtların en kesin ve en güçlü olanıdır. Bütün matematiksel denklemler, olasılık hesapları, deneyler, gözlemler, araştırmalar, istatistikler ve diğer bütün bilimsel yöntemler bu sonuca varmak için kullanılır.

Burada şöyle bir soru yöneltilebilir. Evrenin var olma nedenlerinin aynısı Yaratıcı için de geçerli değil midir? Geçerli olamaz çünkü yaratıcı zamana, uzaya, maddeye, enerjiye ve fizik yasalarına tabi değildir. Fizik yasalarının olmadığı yerde fizik yasalarına aykırılık da söz konusu olamaz. Aynı şey evrenin yaratılmazdan önceki durumu için de iddia edilebilir. Yani evren yokken fizik yasaları da yoktu, dolayısıyla fizik yasaları olmadığı için fizik yasalarına aykırı bir şekilde sonsuzdan beri geliyor olabilir veya kendi kendisini yoktan var edebilir şeklinde de düşünülebilir.  Ancak, eğer evren daha sonra fizik yasalarına mecbur edilmeseydi bu düşünce doğru olurdu. Nitekim bu yüzden Allah’ın sonsuzdan beri var olması ve onu yaratan bir yaratıcının olmaması fizik yaslarına aykırılık teşkil etmiyor. Çünkü Yaratıcı hiçbir zaman fizik yasalarına tabi olmamıştır. Fakat evren ilk Planck zamanı ile birlikte fizik yaslarına mecbur edildiğinden aynı durum söz konusu olamaz. Paralel evrenler veya başka alemler de olabilir. Oralarda da farklı fizik kanunları işliyor da olabilir. Ama ne olursa olsun hepsinin mecbur edildiği bir disiplin söz konusudur ve bu disiplinin dışına çıkmak evrensel işleyişe aykırıdır. Dolayısıyla Yaratıcının evrenden farklı olarak var olması, fizik yaslarına tabi olmaması, başlangıçlı ve sonlu olmaması ve benzersiz olması bir istisna olarak kaçınılmazdır. Şöyle bir soru da yöneltilebilir; zaman sonradan yaratıldıysa Yaratıcı nasıl sonsuz olabilir? Aslında sonsuzluk Yaratıcı için başlangıcının olmaması demektir. Yani zaman yaratılmazdan önce de yaratıcı vardı.  Bu evre için zaman mefhumunun olmaması sorun teşkil etmiyor.  Söz gelimi ışık için zaman durgundur. Işık hızına ulaşan bir parçacığın üzerinden zaman hiç geçmez. Milyarlarca yıllık yolculuğunun tamamını sıfır zamanda tüketir. Buna zamanın göreliliği denir. Bir fotonun üzerinden zamanın geçmiyor olması onun olmadığı anlamına gelmiyor. Yaratıcı zamansızlıkta da hep vardı. Fakat günlük anlatımda konunun anlaşılması için sonsuzluk kavramı kullanılıyor. Halbuki zamanın kendisi sonludur. Ama zamanın sonlu olması Yaratıcıyı etkilemiyor. Yaratıcı için başlangıcının ve sonunun olmaması demek daha anlaşılır bir anlatımdır. Zaman olsa da olmasa da Yaratıcının başlangıcı ve sonu yoktur. Çünkü yaratıcı zamana da tabi değildir ve zaman zaten bir fizik yasasıdır. Bu yüzden Yaratıcı fiziksel yasalarla tanımlanamaz. Özetle Yaratıcının varlığı ve O’nun sıfatları kaçınılmazdır ve bu en büyük istisnadır. Dolayısıyla Allah’ı evren ölçeğinde ve fizik yasalarının çizdiği sınırlar dahilinde algılamaya çalışmamak gerekiyor. Kaçınılmaz sonuçlar, bütün alanlarda alternatifsiz, kesin, net ve en güçlü kanıtlardır.

Z. Abidin TOPRAK

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

SU

06.08.2021

Su, bir oksijen ve iki hidrojen elementinden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oksijenin yakıcı, hidrojenin de yanıcı olmasına karşın su yangın söndürücü bir özelliğe sahiptir. Tadı ve kokusu olmayan suyun rengi hafif mavidir. Bunun nedeni kırmızı dalga boylarındaki  ışığı bir miktar emmesidir.  Canlılar için su kaçınılmazdır. Bazı mikroo...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Büyüklük ve Küçüklüğü Tasarlamak

26.07.2021

Bir gün evinizin kapısını açıp içeri girdiğinizde evdeki eşyanın, olduğundan daha büyük veya daha küçük olduğunu görürseniz ne düşünürsünüz? Söz gelimi masanızdaki 30 santimetrelik cetvelin 3 metre kadar uzadığını, çamaşır makinanızın kibrit ku...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Algı Ötesi Tek Yönlülük

28.06.2021

Tabiatta çok değerli ve bir o kadar da cazip sırlar bulunmaktadır. Bu sırlar bazen algılarımıza sığmayan, bazen çok ilginç, bazen de evren içinde...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Canlılık

31.05.2021

  Eğer bir gün yürürken yol kenarında bulunan bir kaya parçasının kımıldadığını, hareket edip yürüdüğünü, sonra size dönüp gülümsediğini ve “gel” diye seslendiğini görürseniz, ya küçük dilinizi yutar ya da tabana kuvvet d...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Mesafeler

29.04.2021

               Mesafe nedir, mesafeler olmasaydı bütün her şey nasıl görünecekti, bilinen en uzun ve en kısa mesafe hangileridir, bunların arasındaki oransal ortalama ne kadardır? Bu mesa...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şey Ne Kadardır? (Evrenin Miktarı)

30.03.2021

Evren beş ana varlıktan oluşuyor. Bunlar; uzay, zaman, madde, enerji  ve bilgidir. Evren 13.8 milyar yıl önce Big-Bang (Büyük Patlama) ile bir sıfır hacim içinde (yoktan) var edildi. Bu olay en b...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kara Delikler

18.03.2021

Kara delikler birer maddedir. Kara delikleri anlamak için öncelikle maddenin nasıl oluştuğu, nasıl topaklandığı ve kütle çekim kuvvetinin uzay ve zamanı nasıl deforme ettiğini bilmek gerekiyor. Kütlesi olan her varlık kütle çekim...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zamanda Yolculuk Yapılabilir mi?

17.02.2021

Aslında ışık ve ışık hızında yol alan enerji parçacıkları hariç diğer her şey zamanda yolculuk yaparlar. Yolculuk denince çoğu insan bunu uzayda  yapılan yolculuk olarak anlıyor. Teorik olarak yolculuk uzayda, zamanda ve ikisinde olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Uzay veya zamanın  iki noktası  arasında alınan mesafeye yolculuk d...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

İhtiyaç, Kaynak ve Bölüşüm Problemi

12.02.2021

Eğer ihtiyaçlar sınırlı ve kaynaklar sınırsız olsaydı iktisat bilimine gerek olmazdı.  Tıpkı hastalık ve ölümün olmaması halinde tıp bilimine ihtiyaç duyulmayacağı gibi. Fakat insan ihtiyaçları sonsuz, dünya kaynakları ise sınırlıdır. Bu, ihtiyaç – kaynak ilişki...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Onu nasıl hayal etmek isterdiniz?

13.01.2021

Sevdiğiniz bir insanı nasıl hayal etmek istersiniz? Fiziğini, giyimini, yaşını, karekterini, eylem, düşünce ve yaklaşımlarını nasıl tasvir edersiniz? Sözgelimi onu kusursuz görebilir veya ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Adalet mi, İyilik mi?

27.11.2020

Adalet kavramı  iyilik veya kötülük kavramlarından daha farklı bir durumu ifade eder.  Adalet; iyilikte de kötülükte de eşit fırsatlara sahip olmayı ifade eder.  Yüce Alla...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

23.11.2020

              Her şey ne demektir? Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman,...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu?

20.11.2020

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu? ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

16.11.2020

Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay gerçekleşecek. Elinizi tekrar fincana uzattığınızda fincanınızın bir tas kadar büyüdüğünü göreceksiniz. Büyük bir şaşkınlıkla elinizi çekip fincana odaklanacaksınız. Şaşkınlığınız her saniye artmaktadır, çünkü fincan her saniye düzenli ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını ve Erkeği Tasarlamak

02.11.2020

Bir erkek için kadın ne kadar caziptir? Aynı şekilde bir kadın için erkek ne kadar caziptir? Her bir soruyu muhatabına sormak daha anlamlıdır. Henüz yaratılmazdan önce erkek-dişi veya kadın ve erkek gibi iki cazip cinsiyet kimin aklına gelebilirdi? Kim bunları tasarlayıp h...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kapılardaki Yazı

30.10.2020

Adam hayretler içindeydi. Alacaklı olduğu herkes onar dakika arayla kendisine borcunu ödemeye geliyordu. Borçluların başına saksı mı düşmüştü, yoksa gece hep beraber rüya mı görmüşlerdi?  Hiçbir umudu kalmamışken bir anda iflastan kurtulmuş ve tekrar eski zenginliğine kavuşmuştu. Art...


Devamını Gör