İpek Yolu Haber Ajansı

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu?

Hemen hemen herkesin farkında olduğu, dillendirdiği, hayret ettiği fakat nedenini bilmediği veya anlamlandıramadığı olaylardan biri de; zamanın son yıllarda daha büyük bir hızla akıp gitmesi konusudur? Neden çocukluğumuza göre zaman daha hızlı geçiyor? Bir çok insan bunun nedenini; ulaşım, iletişim, üretim, tüketim ve iş teknolojilerindeki hızlı tempoya ve periyodik beklentilere dayandırır. Kimisi de mutlu ve rahat anların çabucak geçtiği, acılı ve korkunç anların bir türlü geçmek bilmediği şeklinde yorumlar. Ancak öne sürülen bu nedenler zamanın doğasına ilişkin değil insanın doğasına ilişkin algılardır. Yani bu varsayımlar doğru ve zaman ile ilgili olsa da gerçekte zamanın değil, algılarımızın analizine taalluk eden yorumlardır. Zamanın öyle veya böyle olduğu ayrı bir konu, zamanı öyle veya böyle algılamamız ise daha ayrı bir konudur. O halde özellikle son dönemlerde zaman neden bu kadar hızla akıp geçiyor?

 

Biri size; “aslında zaman hızlanmıyor aksine yavaşlıyor” derse muhtemelen gülüp geçersiniz. Fakat aslında işin doğrusu budur. Gerçekte zaman hızlanmıyor aksine yavaşlıyor. Evrende zamanı yavaşlatan iki etki mevcuttur. Bunlardan biri hız, diğeri ise kütledir. Aşırı hızlarda veya aşırı kütleli cisimlerde zaman yavaşlıyor. Işık hızı veya karadelikler zamanın tamamen durduğu ortamlardır. Karadelikler kütlenin sonsuz derecede yoğunlaştığı yerlerdir. Öyle ki Güneşimizin 30 milyar katı kadar olan madde miktarı karadeliğe dönüştüğünde bu maddenin tamamı karadeliğin içinde o kadar sıkıştırılır ki bir toplu iğnenin ucundan daha küçük hatta yok derecesine kadar küçülür. Ancak karadelik, kütle çekim kuvvetinden hiçbir şey kaybetmez. Bu yüzden karadeliğin içine giren canlı veya cansız bir varlığın üzerinde zaman tamamen durur. Arada milyarlarca yıl geçse de karadeliğin içindekiler bir saniye dahi yaşlanmazlar.  Aynı kural ışık hızı için de geçerlidir.  Işık hızına ulaşan bir parçacığın üzerindeki zaman da tamamen durur. Eğer ışık hızında seyahat edebilseydiniz milyarlarca yıl aradan sonra bile bir saniye yaşlanmazdınız. (Yaşınız hep aynı kalırdı) Maddeler ışık hızına yakın hızlara erişebilirler. Bu durumda zaman tamamen durmaz ama bir hayli yavaşlar.  Bu hızlarda hareket ederseniz hızınızın miktarına göre normal hareketteki bir insanın yüz yılına karşılık sizin sadece bir saatiniz geçmiş olur. Bu orantı hızınıza göre değişecektir. Ancak zamanın yavaşlamasına karşılık olaylar arasındaki süre miktarı azalır ve olaylar daha seri gerçekleşir. Bir günlük zaman dilimi içinde saat; iki, üç veya daha fazla 24’ü gösterecektir. Aynı şey gün, ay, yıl, mevsim, asır ve milenyum için de geçerlidir. Ay, Dünya, Güneş, Yıldızlar ve Galaksiler daha az bir zamanın içinde daha fazla tur atacaktır. Günler, haftalar, yıllar ve mevsimler daha hızlı gelecek ve geçecektir. Özetle hareket halindeki bütün her şeyin hareketi daha da hızlanacaktır. Işık hızına yakın hızlarda hareket eden bir insan bir saat içinde onlarca defa doğum yılını kutlayabilecektir. Yani bir saat içinde onlarca yıl yaşayacaktır. Aslında hareket halindeki her şey, veya kütle sahibi her varlık zamanı bir miktar yavaşlatır. Ancak alışageldiğimiz hızlarla kütleler zamana o kadar küçük etki yapar ki bunu hissetmemiz mümkün değildir. En hızlı giden uzay araçlarımızın, Dünyamızın Güneşimizin ve galaksimizin hareket hızlarının toplamının bile zamana etkisi bir saniyenin milyarlarca kesrinden biri düzeyindedir. Yine Dünyamız kütlesinin zamana etkisi de benzer düzeydedir. Çünkü hızlarımızın toplamı ışık hızına göre, gezegenimizin kütlesi de karadeliğe göre ihmal edilebilecek kadar küçük bir ayrıntıdır.

O halde bu kadar ağır kütleli bir gezegende olmadığımıza ve ışık hızına yakın hızlarda seyahat etmediğimize göre üzerimizdeki zaman neden çarçabuk geçiveriyor? Neden çok hızlıca günler günleri, haftalar haftaları, aylar ayları ve yıllar yılları kovalayıp duruyor. Ramazan Bayramı henüz geçmişken bir bakıyoruz ki tekrar Ramazan gelmiş. Öyle ki bırakın günleri, yılları karıştıracak düzeye geliyoruz. Böyle olması için bize büyük bir hız gereklidir. O halde bu hız nereden geliyor?

Zamanı yavaşlatıp, olayların arasını hızlandıracak olan hız evrenin (uzayın) genişleme hızıdır. Uzay ışık hızından daha hızlı genişler. Ancak bu genişleme hızı biraz tuhaf çalışır. Herhangi bir nokta kendisinden en uzakta olan diğer bir noktaya göre daha hızla kaçışır. Ancak aynı nokta daha yakınındaki bir noktaya göre daha az bir hızla kaçışır. Belirlediğimiz noktaya göre uzaktaki ve yakındaki noktalar için de aynı kural geçerlidir. Dünyamız en uzaktaki bir galaksiye göre ışık hızına yakın bir hızda kaçışırken Komşumuz Andromeda Galaksisine göre daha yavaş, Samanyolu Galaksimize göre daha da yavaş ve nihayet Güneşimize göre çok daha yavaş kaçışmaktadır. Yani dünyamız aynı zaman birimi içinde hem ışık hızına yakın, hem kademeli olarak ışık hızından çok daha yavaş hızları bir arada gerçekleştiriyor. Aynı şey evrenin her noktası için geçerlidir. Bu kaçma hızları ise zamanı etkileyerek yavaşlatıyor ancak olaylar arasındaki süreleri kısaltarak serileştiriyor. Uzayın merkezsiz, hücresel ve orantısal genişleme kuralı herhangi bir gök cisminin ışık hızına ulaşmasını engelliyor. Ancak ona yakın hızlara kadar müsaade ediyor.

Özetle; her geçen gün daha çok zaman kazanıyoruz (zaman yavaşlıyor) ancak olaylar arasındaki süre miktarları kısalıyor. Böylece zaman yavaşlarken günler, aylar, yıllar, mevsimler hızla akıp gidiyor. Bu durum, zamanın hızla akıp gittiği anlamına gelmiyor, olayların hızla akıp gittiğini gösteriyor. Kuşkusuz günler, aylar mevsimler ve yıllar Ay’ın, Güneş’in ve Dünya’nın dönüş noktaları arasında gerçekleşen olaylar zincirinin (hareketlerin) sonuçlarıdır. Bunlar arasındaki hareket hızlarında gerçekleşen ivme ise evrenin genişlemesi ile ilgilidir. Bizden önceki nesil de bir önceki nesle göre günlerin, ayların ve yılların daha hızlı akıp gittiğini fark etmişlerdir. Yani korkulacak bir şey yok. Zaman hızlanmıyor aksine yavaşlıyor. Hızlanan şey olaylardır. Olaylar hızlandıkça zaman daha da yavaşlıyor demektir.

Z. Abidin Toprak

Yorumlar

Osman Altınar
20.11.2020 - 20:35
Yani bu yazıdan anlayacağımız zaman yavaşlıyor ama zamanın yavaşlaması olayları hızlandırıyor buda bizim için hızlandığı anlamına gelmiyormu yıllar aylar daha çabuk geçmiş olmuyormu?

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Adalet mi, İyilik mi?

27.11.2020

Adalet kavramı  iyilik veya kötülük kavramlarından daha farklı bir durumu ifade eder.  Adalet; iyilikte de kötülükte de eşit fırsatlara sahip olmayı ifade eder.  Yüce Alla...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

23.11.2020

              Her şey ne demektir? Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman,...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

16.11.2020

Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay gerçekleşecek. Elinizi tekrar fincana uzattığınızda fincanınızın bir tas kadar büyüdüğünü göreceksiniz. Büyük bir şaşkınlıkla elinizi çekip fincana odaklanacaksınız. Şaşkınlığınız her saniye artmaktadır, çünkü fincan her saniye düzenli ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını ve Erkeği Tasarlamak

02.11.2020

Bir erkek için kadın ne kadar caziptir? Aynı şekilde bir kadın için erkek ne kadar caziptir? Her bir soruyu muhatabına sormak daha anlamlıdır. Henüz yaratılmazdan önce erkek-dişi veya kadın ve erkek gibi iki cazip cinsiyet kimin aklına gelebilirdi? Kim bunları tasarlayıp h...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kapılardaki Yazı

30.10.2020

Adam hayretler içindeydi. Alacaklı olduğu herkes onar dakika arayla kendisine borcunu ödemeye geliyordu. Borçluların başına saksı mı düşmüştü, yoksa gece hep beraber rüya mı görmüşlerdi?  Hiçbir umudu kalmamışken bir anda iflastan kurtulmuş ve tekrar eski zenginliğine kavuşmuştu. Art...


Devamını Gör