İpek Yolu Haber Ajansı

Zamanda Yolculuk Yapılabilir mi?

Aslında ışık ve ışık hızında yol alan enerji parçacıkları hariç diğer her şey zamanda yolculuk yaparlar. Yolculuk denince çoğu insan bunu uzayda  yapılan yolculuk olarak anlıyor. Teorik olarak yolculuk uzayda, zamanda ve ikisinde olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Uzay veya zamanın  iki noktası  arasında alınan mesafeye yolculuk denir.  Tamamen durağan olan bir cisim yolculuğunun tamamını zamanın içinde gerçekleştirir. Fakat evrende hareketsiz ve durağan hiçbir cisim veya enerji olmadığı için yolculuğunun tamamını zamanda gerçekleştirebilecek bir madde veya enerji yoktur. Potansiyel enerjiler bir kütlenin içinde yer almakta ve bütün kütleler hareket halindeki bir gök cisminin üstünde, böylece onunla birlikte veya ondan bağımsız olarak uzayın içinde hareket halindedirler. Evinizin önünde sabit duran bir taş parçası aslında Dünya’nın, Güneş’in ve galaksimizin hızları toplamı kadar uzayda yolculuk yapmaktadır. Bunlar uzayda yaptıkları yolculuğun kalan kısmını ise zamanda gerçekleştirirler.  Peki yolculuğun kalan kısmı nedir ve ne kadardır?

İster zamanda ister uzayda birlikte veya ayrı ayrı yapılan yolculuğun toplamı ışık hızını geçemez. Işık hızı yaklaşık olarak saniyede 300 bin kilometreyi ifade eder. Bu hız, uzay boşluğunda ne bir miktar artırılabilir ne de bir miktar azaltılabilir. Yine bu hız, evrenin göreli olmayan üç temel sabitinden biridir. (Diğer iki sabit, Planck Sabiti ve simetridir. Simetri; fizik kanunlarının her zaman aynı koşullarda aynı sonuçları üretmesidir) İşte yolculuğun kalan kısmı ışık hızına tamamlanan kısımdır.  Saniyede 100 bin kilometrelik bir hızla yol alan bir cisim, yolculuğunun geriye kalan saniyedeki 200 bin kilometrelik kısmını zamanda geçirmektedir. Eğer bu cismin hızı saniyede 150 bin kilometre ise yolculuğunun yarısını uzayda diğer yarısını zamanda geçirmektedir. Eğer uzaydaki yolculuk hızı saniyede 300 bin kilometreye ulaşırsa geriye kalan yolculuk miktarı sıfır olacağı için bu hızdaki bir parçacık zamanda yolculuk edemez ve zaman bu parçacığın üzerinde tamamen durup sıfırlanır. Fakat maddelerin bu hıza ulaşması olanaksız olduğu için bunu sadece ışık tanecikleri (fotonlar) yapar. Işık trilyonlarca kilometrelik mesafelerin tamamını sıfır zamanda gerçekleştirir. Bu da, bir ışık taneciğinin (fotonun) aldığı yolun her bir noktasında aynı anda  bulunmasını ifade eder. Yani bir foton, aynı anda trilyonlarca yerde olabilir. Aynı anda bir çok yerde bulunmak maddeler için olanaksızdır.

Anlaşılacağı gibi ışık, sadece uzayda yolculuk yaparken, maddeler hem uzayda hem de zamanda yolculuk yaparlar. Fakat zamanda yolculuk yapmak, zamanda geriye doğru yolculuk yapmaktan veya geleceğe yolculuk yapmaktan farklı bir yolculuktur. Peki zamanda geriye veya ileriye doğru yolculuk yapmak mümkün müdür? Albert Einstein, ünlü “Dede paradoksu”  örneğiyle zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın mümkün olamayacağını belirtmiştir. Dede Paradoksu şudur: Bir kişi zamanda geriye doğru yolculuk yaparak dedesinin henüz evlenmeden önceki zamanına ulaşıp dedesini öldürürse ne olur? Dedesini öldürmezse ne âlâ. Ama eğer dedesini öldürürse kendisi de var olamayacak dolayısıyla zamanda geriye doğru yolculuk da yapamamış olacaktır.  Dolayısıyla eğer dedesini öldürme ihtimali varsa zamanda geriye doğru yolculuk yapmak da imkansız olacaktır. Fakat diğer bazı bilim insanları dede paradoksunu şöyle aşıyor: Zamanda geriye doğru yolculuk yapan kişi geçmişte yaşadıklarından farklı olarak başka hiçbir bir şeyi yaşaması mümkün olmayacaktır.  Yani kahramanımız zamanda geriye doğru yolculuk yapsa da asla dedesini öldüremeyecek. Geçmişte her ne yaşamışsa birebir aynısını yaşayacaktır. Burada da geriye doğru yolculuğun iki türü karşımıza çıkıyor. Biri, geçmişine müdahale edebilme iradesine sahip olarak zamanda geriye doğru yolculuk yapmak diğeri de geçmişine müdahale etmeksizin yaşadıklarını birebir yaşayarak zamanda geriye doğru yolculuk yapmaktır.  Geçmişine müdahale ederek zamanda geriye doğru yolculuk yapmak dede örneğine aykırı olduğu için olanaksızdır. Geçmişine müdahale etmeksizin yaşadıklarını birebir yaşayarak zamanda geriye doğru yolculuk yapmak da iki türlü bir yolculuktur. Biri tersten geriye yolculuk diğeri ise düzden geriye yolculuktur. Tersten geriye yolculuk bir filmi geriye sarmak gibidir. Önce yerde kırılmış bir bardak ve yere dökülmüş süt görürsünüz sonra bardak kırıkları bir araya gelip bardak olur, süt bardağın içine toplanır, daha sonra da süt dolu bardak yerden yükselip masanın üstüne çıkar. Tersten geriye yolculuk yapan kişi daha önceki hayatında yaptığı konuşmaları bu defa harf harf tersinden yapacaktır.  Bir mektup yazmışsa bu defa mektubun son satırının son harfinden başlayıp yukarıya doğru yazacaktır. Özetle hayatı boyunca yaşadığı her şeyi sırasıyla tersinden yaşayacaktır. Söz gelimi önce kana kana su içecek sonra susayacaktır. En yaşlı durumdan bebeklik ve doğum anına doğru adım adım gençleşerek, çocuklaşarak, bebekleşerek ve nihayetinde doğum öncesi duruma dönerek hayatını tamamlamış olacaktır. Düzden geriye yolculukta ise ışınlanma veya kuantum sıçramasına benzer bir şekilde kendini geçmiş zamanın bir döneminde bulur ve oradan itibaren geçmişte yaşadığının aynısını birebir yaşayarak yolculuk yapar. 

Bunun böyle olmasının nedeni  ise ileri de olsa geri de olsa zamanın sadece tek bir yönde ilerliyor olmasıdır. Eğer uzayda olduğu gibi zamanın  sağa, sola veya her tarafa doğru çok yönlü bir ilerlemesi olsaydı zamanda geriye giden kişi geçmişe müdahale imkanına da sahip olabilecekti. Fakat zamanın yönü tek bir çizgi üzerinden ilerliyor. Normal koşullarda zaman hep ileriye doğru akar ve zamanda geriye doğru bir ilerleyiş mümkün değildir. Fakat makro bazda yani evrensel bazda zamanın geriye doğru bir yönelimi olması mümkündür. Eğer evren bir gün tekrar üstüne çökecek olursa evrenle birlikte zaman da geriye doğru bir yön izleyecektir. Çünkü zaman evrenle birlikte yaratılmış,  evrenle birlikte ilerlemiş ve eğer evren tekrar üstüne çökecekse yine evrenle birlikte geriye doğru akacaktır. Bu durumda bile bize sanki zaman yine de ileriye doğru akacak  gibi görünse de gerçekte zaman tam olarak geriye doğru ilerleyecektir. Çünkü zaman için evrenin dışında başka bir zaman  referansı yoktur. Eğer evren tekrar üstüne çökecek olursa ya tersten ya da düzden geriye doğru bir seyir izleyecektir.  Bu da evrenin çökme dinamiği ve çökme simetrisine bağlı olacaktır.

Zamanın sıfırlandığı nokta ışık hızıdır. Dolayısıyla zamanda geriye gidebilmek için ışık hızından daha yüksek hızların olması gerekiyor. Fakat uzayın genişleme hızının dışında ışık dahil hiçbir şey ışık hızını aşamaz. Evrenin genişleme hızı ışık hızından fazla olsa da bu hız zamanda geriye gidişi sağlayamıyor. Çünkü zamanda geriye gitmek için madde veya enerjiden birinin ya da ikisinin ışık hızını aşması gerekiyor. Evrendeki herhangi bir lokal hücre, evrenin genişleme hızıyla aynı hızda genişleyemiyor. Bunda kütle çekim kuvveti ve karanlık maddenin rolü olsa da gerçekte bu durum  uzayın dokusuyla ilgilidir. Evren dıştan ışık hızından daha yüksek bir hızla genişlese de evrenin içindeki hiçbir şey ve uzaydaki hiçbir noktanın genişleme hızı  bu hıza ulaşamıyor. Bu da evrenin içinde vakum oluşmasına neden oluyor. Aynı şekilde kütlenin sonsuz yoğunlukta olduğu yerlerde de (kara deliklerde) zaman sıfırlanıyor. Buna tekillik denir. Tekillik uzay, zaman ve  maddenin en küçük noktada tek bir şeye dönüştüğü, uzay ve zaman kurallarının artık  işlemediği noktalardır. Buralarda da zamanı geriye döndürmek için yoğunluğun sonsuz yoğunluktan daha fazla yoğun olması gerekiyor ki sonsuzluk aşılabilecek bir miktar değildir. Bu yüzden bu günkü bilgiler ışığında tersten veya düzden zamanda geriye doğru yolculuk yapmak mümkün görünmüyor. Ancak evrende en, boy, yükseklik ve uzay-zaman olmak üzere bildiğimiz dört boyutun dışında ilave yedi boyut daha vardır. Bu yedi boyut zamanda geriye gitme olanağını verebilir. Ne var ki bu boyutlarda nasıl bir fizik kuralının işlediği henüz bilinmiyor. Her bir ilave boyut devasa olanaklar sağlamaktadır. Kuantum fiziğine göre bütün boyutlarda var olan bir varlık için artık imkansızlık diye bir şey söz konusu olamaz ve bu durumda en imkansız durumların gerçekleşmesi de mümkündür. Bazı fizikçiler 11 boyutun dışında 12. Boyut olarak son bir boyutun daha mevcut olduğunu düşünüyorlar. Bu boyut yaratıcının makamı olarak  tanımlanıyor. Bu boyutta teorik veya pratik her türlü imkansızlık olanaklı hale gelmektedir. Yine bu boyutta zamanın geçmişi, şimdisi ve geleceği hep aynıdır ve hepsine müdahale edilebilmektedir.  Bu durum, sıralı üç oda arasında gidip gelmek gibidir. Ortadaki oda şimdiki zamanı, ilk oda geçmiş zamanı ve en son oda da gelecek zamanı ifade eder.

Şimdi de zamanda ileriye doğru yolculuk yapılıp yapılamayacağı konusunu ele alalım. Zamanda hızlanmak için uzayda yavaşlamak gerekiyor. Bir cismin uzaydaki hızı azaldıkça daha hızlı zaman tüketmeye başlar.  Buna göre en hızlı zamanı en durağan cisim tüketir. Evrende tamamen durağan bir cisim yoktur, ancak eğer var olsaydı bu cisim saniyede 300 bin kilometreye karşılık gelen bir hızla zamanda yolculuk yapacaktı. Ancak  bu hız, halen ışık hızı limiti dahilinde olduğu için cismin zamanda geleceğe doğru yolculuk yaptığını ifade etmez.  Bunun için zamandaki hızın ışık hızını aşması gerekiyor. Fakat ışık hızını ne uzayda ne de zamanda aşmak mümkündür. Zamanda saniyede 300 bin kilometreye karşılık gelen bir hızı aşmak için cismin mutlak durağanlıktan daha çok durağan olması gerekiyor. Ancak durağanlığın negatif yönü olmadığı için bir cisim durağan olmaktan daha fazla bir durağanlık durumuna geçemez. Bu da zamandaki yolculuğunda ışık hızını aşamayacağını gösterir.  Başka bir ifadeyle ışık hızının  ters yöndeki maksimum karşılığı durağanlıktır. Yani ne ışık hızı daha fazla artırılabilir, ne de hareketsizlik daha fazla hareketsizleştirilebilir. Zamanın şimdiki hali bu iki limit arasındadır. Şimdiki zamanı aşıp daha ileri bir zamana geçebilmek için bu iki bariyerden birini aşmak gerekiyor. Bunlardan biri aşıldığında diğerinin de sınırı kalkmış olacaktır. Fakat bu iki sınırdan birini veya ikisini kaldırmak imkansızdır. Çünkü ışık hızı evrenin göreli olmayan ve değişmeyen üç sabitinden biridir. En küçük bir cismi bile sözgelimi bir mercimek tanesini bile ışık hızına ulaştırmak için sonsuz bir enerjiye ihtiyaç vardır. Bir mercimek tanesini ışık hızına ulaştırmak için evrendeki bütün maddeyi, karanlık maddeyi ve anti maddeyi enerjiye dönüştürsek buna ilaveten mevcut enerjiyi ve karanlık enerjiyi de eklesek, sonra evrenin bütün bu enerjisini tek bir mercimek tanesine uygulasak yine de onu ışık hızına ulaştıramayız. Çünkü bütün bu enerji yine de yetersiz kalacaktır.  Bu yüzden ışık hızını aşmak ne uzayda ne de zamanda mümkündür.  En azından zamandaki hız ışık hızını aşmadığı sürece bu günkü bilgilere göre zamanda geleceğe yolculuk yapmak mümkün görünmüyor. Fakat bu imkansızlık mevcut üç uzamsal boyut (en, boy, yükseklik) ile diğer bir boyut olan uzay-zaman boyutlarının dışındaki diğer ilave boyutların birinde olanaklı hale gelebilir.

İlave olanakları anlamak için uzayda önce sadece iki boyut olduğunu varsayarak üçüncü boyutu tahmin etmeye çalışalım. Evreni düz bir masa yüzeyi ve nesneleri de bu masada bulunan bir kibrit kutusu, bir boru, bir piramit ve bir küp olduğunu düşünelim. Bu şekillerin hepsinin iki boyutlu (en ve boy) bir uzayda olduğunu düşünelim. Bu durumda şekillerin hepsi birbirini bir çizgi gibi görecektir. Kibrite bakan diğer şekiller kibritin en alt çizgisini görecek fakat yükseklik boyutu olmadığı için en alt çizginin üstünde yer alan yüzeyi göremeyecektir.  Aynı şey diğer şekiller için de geçerli olacaktır.  Bu şekiller iki boyutlu bir uzayda yaşadıkları için hem kendilerini hem diğer şekilleri bir çizgi gibi görecek ve asla bir yüzeyi veya yüksekliği tasavvur edemeyeceklerdir. Ancak bu şekillerden birine üçüncü boyut (yükseklik/derinlik) imkanı verildiğinde bir anda hayret ve şaşkınlık içinde kalacaktır. Çünkü artık diğer şekillerin yüzeyini, yüksekliğini ve kabarık duruşunu da görebilecektir. Ancak bunu gören, bu durumu diğerlerine asla anlatamayacak, tarif edemeyecek ve diğerleri de bunu asla algılayıp tasavvur edemeyeceklerdir. Aynı şekilde bizden birine dördüncü bir uzay boyutu imkanı verilse biz nesneleri mevcut halinden daha fazla bir şekle sahip olduklarını görecek ve hayret edecektik. Ancak bu durumu üç boyut içinde yaşayanlara asla anlatamayacak ve tarif edemeyecektik. Bu, doğuştan görme engelli birine renkleri anlatmak gibi olurdu. Ne o anlar, ne de biz anlatabilirdik. Eğer dört uzamsal boyutta yaşasaydık nesnelerin davranışları, hızı, hacmi, kütlesi, yönü ve dördüncü boyutla kazanılan diğer özellikleri bize şimdi için imkansız gibi görünen bir çok şeyi olanaklı duruma getirecekti. Böylece her yeni boyut ilave olanaklar tanımaktadır. Nihayet 12. boyutta bütün her şey olanaklı hale gelmekte ve imkansızlık ortadan kalkmaktadır. Bu yüzden zamanda geçmişe veya geleceğe yolculuk yapmak başka boyutlarda mümkündür ancak mevcut boyutlarda mümkün görünmemektedir. Başka boyutlara geçmek mümkün müdür? Bu da ayrı bir yazı konusudur.

Z. Abidin Toprak 

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

İhtiyaç, Kaynak ve Bölüşüm Problemi

12.02.2021

Eğer ihtiyaçlar sınırlı ve kaynaklar sınırsız olsaydı iktisat bilimine gerek olmazdı.  Tıpkı hastalık ve ölümün olmaması halinde tıp bilimine ihtiyaç duyulmayacağı gibi. Fakat insan ihtiyaçları sonsuz, dünya kaynakları ise sınırlıdır. Bu, ihtiyaç – kaynak ilişki...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Onu nasıl hayal etmek isterdiniz?

13.01.2021

Sevdiğiniz bir insanı nasıl hayal etmek istersiniz? Fiziğini, giyimini, yaşını, karekterini, eylem, düşünce ve yaklaşımlarını nasıl tasvir edersiniz? Sözgelimi onu kusursuz görebilir veya ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Adalet mi, İyilik mi?

27.11.2020

Adalet kavramı  iyilik veya kötülük kavramlarından daha farklı bir durumu ifade eder.  Adalet; iyilikte de kötülükte de eşit fırsatlara sahip olmayı ifade eder.  Yüce Alla...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

23.11.2020

              Her şey ne demektir? Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman,...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu?

20.11.2020

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu? ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

16.11.2020

Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay gerçekleşecek. Elinizi tekrar fincana uzattığınızda fincanınızın bir tas kadar büyüdüğünü göreceksiniz. Büyük bir şaşkınlıkla elinizi çekip fincana odaklanacaksınız. Şaşkınlığınız her saniye artmaktadır, çünkü fincan her saniye düzenli ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını ve Erkeği Tasarlamak

02.11.2020

Bir erkek için kadın ne kadar caziptir? Aynı şekilde bir kadın için erkek ne kadar caziptir? Her bir soruyu muhatabına sormak daha anlamlıdır. Henüz yaratılmazdan önce erkek-dişi veya kadın ve erkek gibi iki cazip cinsiyet kimin aklına gelebilirdi? Kim bunları tasarlayıp h...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kapılardaki Yazı

30.10.2020

Adam hayretler içindeydi. Alacaklı olduğu herkes onar dakika arayla kendisine borcunu ödemeye geliyordu. Borçluların başına saksı mı düşmüştü, yoksa gece hep beraber rüya mı görmüşlerdi?  Hiçbir umudu kalmamışken bir anda iflastan kurtulmuş ve tekrar eski zenginliğine kavuşmuştu. Art...


Devamını Gör